Dark’ın üçüncü ve son sezonunun 27 Haziran 2020‘de çıkacağını öğrendik. Final sezonu beklendiği üzere karışık olacak, o kadar karışık olacak ki fragmandan bile hiçbir şey anlayamadık desek yalan olmaz. 🙂 Fragmanı aşağıdan izleyebilirsiniz:

Bildiğiniz üzere ikinci sezonda aslında sadece 6 gün izledik. Ama tüm günler ayrı bir bölüm olduğu için dağıldı ve doğal olarak kafamız karıştı. Dark son sezonun gelmesine sayılı günler kalan şu süreçte, ben de “Dark 2. Sezonda Neler Oldu?” blog yazısı serime 1987 ile devam ediyorum.

Malum ikinci sezonun yayınlanmasından bu yana bayağı bir zaman geçti. “Kim kimdi” hatırlamak isterseniz şu blog yazıma göz atarak başlayabilir ya da okurken unuttuğunuz kişiler olursa yazıya
buradan bakabilirsiniz.

Bu blog yazısında 1987’de yaşananlar ve sezonla ilgili bazı yorumlar yer alıyor. Keyifli okumalar!

21 Haziran 1987

İlk bölümde 1987’yi hiç görmüyoruz.

22 Haziran 1987

“O zamana dek her şey yaşanması gerektiği gibi yaşanacak. Olması gerektiği gibi… Neticesinde hayat, kaçan fırsatlardan ibarettir.”  — Claudia Tiedemann 

1987’ye ilk olarak Egon ve Regina’yı görerek başlıyoruz. Egon emekli olmuş, Regina ise artık saçlarını düzleştirmeye başlamış ve gözlüklerinden kurtulmuş. Bu noktada maalesef Egon’un kanser olduğunu öğreniyoruz.

Tabii, Mads’in kaybolmasının üzerinden de 1 yıl geçmiş oluyor. Az zamanı kaldığını bilen Egon, ölmeden önce Mads’i bulmaya çalışmaya karar veriyor. 

Eski polis ajandasına bakıyor ve Helge’nin neden orman yolundan gitmediğini Helge’ye soramadığını hatırlıyor.

*Hatırlatma: Mads’in kaybolduğu akşam AKW’de Helge’nin nöbetçi olmasından dolayı Egon Tiedemann, Helge’yi ziyaret ediyor ve birkaç soru soruyor. Eve dönerken hangi yolu kullandığını sorduğunda daha kısa olan orman yolu yerine uzun olan yolu kullandığını öğreniyor ve defterine “Neden orman yolu değil?” diye not alarak kendisini müsait bir zamanında sorguya çağırıyor. Ama Helge konuştukları tarihte sorguya gitmiyor.

Bu sorunun cevabını öğrenmek üzere, Egon, Helge’yi ziyarete gidiyor. Helge’nin bir hastanede olduğunu görüyoruz ve akıl hastanesi olduğunu tahmin ediyoruz.

Helge’den herhangi mantıklı bir cevap alamayan Egon, bu sefer de Ulrich’i ziyarete gidiyor ve biz Ulrich’in 1954’ten hiçbir zaman kurtulamadığını öğreniyoruz. 

34 senedir bir kapalı klinikte olan Ulrich, en büyük düşmanı Egon Tiedemann’ı karşısında görünce pek de şaşırmıyor.

Tabii, yaşlı Egon’un artık genç Ulrich’i tanıdığını hatırlatalım. Çünkü artık Mads kayboldu ve Egon genç Ulrich’in de başına bela oldu.

Bundan hareketle, Egon’a aslında Ulrich olduğunu ispatlamak isteyen yaşlı Ulrich, geçtiğimiz sene Ulrich’in odasına girdiğinde dinlediği şarkının sözlerini tekrarlıyor (1954’te de bu sözleri Egon’a yine söylemişti). 

“My only aim is to take many lives, The more the better I feel”


Daha sonra yaşlı Claudia, genç halini yani 1987’deki Claudia’yı ziyarete geliyor ve yine bir “Ich bin du” sahnesi yaşıyoruz. ❤ 

“Hepsini yaşadım ben. Şimdiye kadar yaşadıkların ve ileride yaşayacakların… Ben, senim. Zamanında ikimizin aynı kişi olduğunu bana söyleyen de bendim.” 

İlk sezonda, Claudia’nın 1956’da kaybettiği köpeği Gretchen’i malum mağaradan çıkarken bulduğu bir sahne vardı hatırlarsanız. Bu noktada, aslında Gretchen’i bulması için yaşlı Claudia’nın getirdiğini öğreniyoruz.

1987 Claudia, mağaranın zaman yolculuğuyla alakası olduğunu burada öğreniyor.

Sonrasındaysa, yaşlı Claudia genç Claudia’ya zaman makinesini gösteriyor. 

“İnsanlığın en büyük keşfi, aynı zamanda en büyük laneti… Zamanda, 33 yıl geriye ve ileriye yolculuk yapmanı sağlıyor. Döngünün tekrar tamamlanması için de tam 33 yıl gerekiyor. Ta ki sen, şu an durduğum yerde durana kadar. Bu hiç bitmeyen tiyatrodaki rolünü kabul edip gereken fedakarlığı yapacaksın. Beş gün sonra her şey baştan başlayacak.” 

Son olarak “Adam’ı durdurmalısın diyor”, eline harita tutuşturuyor ve zaman makinesiyle oradan ayrılıyor. 

Yaşlı Claudia, zaman makinesiyle 1954’e dönüyor ve zaman makinesini gömüyor. Genç Claudia ise harita yardımıyla 1987’de o zaman makinesini buluyor.  


23 Haziran 1987

“Tüm mesele objenin doğuşu. Başlangıç nerede? Başlangıç ne zaman? Başlangıç diye bir şey var mı? Dünya paradokslarla doludur. Ama çoğu zaman onları görmezden gelmeyi seçeriz.”

Claudia, Helge’nin ona AKW’nin genel müdür olduğunda hediye olarak verdiği hediyeyi hatırlıyor: Zamanda Yolculuk kitabı. Helge’yi ziyarete giderek, kitabı gösteriyor ve bu kitabı neden ona aldığını soruyor. Helge de onu anlayacak kişinin sadece Claudia olduğunu düşündüğü için aldığını söylüyor.

Sonrasında, Noah’ın ona anlattığı şeylerden bahseder (Tabii, Claudia’nın bu noktada henüz Noah’ı tanımadığını da belirtelim).

“Bana dedi ki ‘Bu iyi ile kötü arasındaki bir savaş, ışık ve karanlık arasında…’ Yolcular, yaşanan her şeyi geri alabilirmiş. Başarabilirsek, hiçbiri asla yaşanmayacakmış.”

Ayrıca, Helge, Claudia’nın elini sıkıca tutuyor ve diyor ki “Noah’a asla güvenmemelisin.”

Helge’ye yaptığı ziyaret iyice kafasını karıştıran Claudia, bu sefer soluğu Zamanda Yolculuk kitabının yazarı saat tamircisine yani H.G. Tannhaus’un yanında alıyor. Ve hiç beklemediği bir cümleyle karşılanıyor: 

“Tekrar karşılaşacağımız günü merak ediyordum.”

* Hatırlatma: Yaşlı Claudia öleceği gün olan 23 Haziran 1954‘te saat tamircisine gidiyor. Tabii bu noktada Claudia’nın daha önce saat tamircisine gidip bir makine çizimi verip zaman makinesini yapmasını istediğini söylediğini hatırlatmakta fayda var. İlk içeri girdiğinde, saat tamircisi hemen makinenin henüz hazır olmadığını söylüyor. Claudia da o makinenin hazır olması için 33 sene geçmesi gerektiğini söylüyor ve saat tamircisine kendisinin gelecekte yazacağı kitabı veriyor. Ayrıca diyor ki: “Tekrar karşılaşacağız ve bana makinenin nasıl çalıştığını anlatacaksınız.”

33 sene sonra beklediği an gelen saatçi Claudia’ya yazgı paradoksundan bahsediyor:

“Yazgı paradoksunda bir obje ya da bilgi gelecekten geçmişe geri gönderilir. Bu yolculuk sonsuz bir döngü yaratır ve obje artık bu döngüde hiçbir yere ait değildir. Vardır ama aslında hiç yaratılmamıştır. Bu kitap zamanda yolculuk yapmış. Ben daha onu yazmadan o beni gelip buldu.”

Biraz üstte bahsettiğim gibi, yaşlı Claudia tarafından ona 1954’te söylendiği üzere, zaman makinesinin nasıl çalıştırıldığını şu an karşısında oturan Claudia’ya anlatması gerektiğini biliyor saat tamircisi. 

“Paradoks şurada ki kısa süre öncesine kadar tüm bunları size açıklamam mümkün olmazdı. Ama geçen yıl biri bana her şeyi açıkladı. Bir başka zaman yolcusu…”

* Hatırlatma: 2054 Jonas, 1986’da saat tamircisini ziyarete gidiyor ve elindeki zaman makinesini düzeltmesini istiyor. Bu sırada, saat tamircisiyle YA KİTABINIZDA YAZAN HER ŞEY GERÇEK DESEM tarzı bir konuşma yapıyor ve gelecekten geldiğini söylüyor. 

Sonuç olarak, saat tamircisinden zaman makinesinin nasıl çalıştığını öğrenen Claudia, zaman makinesini çalıştırıyor ve kendisini 2020’de buluyor.


Gelelim Egon’un Mads’i bulma serüvenine…

Ulrich’in ona sözlerini söylediği şarkıyı hatırlayan Egon, plağı alıp Ulrich’e götürüyor ve diyor ki “Bu sözleri 1953’te söylemiştin ama şarkı geçen yıl çıktı, bu nasıl oluyor?” Ulrich, Egon’a aslında Ulrich Nielsen olduğunu ve gelecekten geldiğini açıklıyor.

Egon, bu olay sonrası evine geliyor ve eski dosyalarına bakarken geçen sene bulunan Mikkel yani Michael’ın dosyasına denk geliyor. Mikkel’in dosyasına baktığında ise babasının Ulrich Nielsen olarak yazdığını görüyor.

Sonrasındaysa, Mikkel’i görmek için Ines’in evine gidiyor ve Mikkel’in bir fotoğrafını alıyor. Aldığı bu fotoğrafı Ulrich’e götüyor. Fotoğrafı gören Ulrich çıldırıyor ve “Mikkel nerede?” diye bağırmaya başlıyor. Asıl soru nerede değil, asıl soru ne zaman Ulrichciğim…

24 Haziran 1987

Dördüncü bölümde 1987’yi hiç görmüyoruz.

25 Haziran 1987

Mikkel’in kendisiyle aynı senede olduğunuöğrenen Ulrich klinikten kaçıyor. Ines o sırada hastanede olduğu için Mikkelevde yalnız. 

Mikkel, Ulrich’e “Bana tanıdık geliyorsunuz.” diyor.

Ulrich, “33 yıl bu anın gelmesini bekledim.” diyor. Sonra önündeki bardağı ters çevirip “Asıl soru nasıl değil, ne zaman? Böyle demiştin. Hatırlıyor musun?” diyor. Tabii, Mikkel olayı anlıyor ve “baba” diyip Ulrich’e sarılıyor. Paramparça olmuşuzdur. 🙁

33 yıldır bugünü bekleyen Ulrich’in artık daha fazla dayanacak hali yok tabii, Mikkel’i kaptığı gibi mağaraya doğru yola çıkıyor. Eve geldiğinde Mikkel’i bulamayan Ines ise hemen Egon’u arıyor. Tam mağaraya girmek üzerelerken polisler, Ines ve Egon geliyor ve Mikkel’i Ulrich’ten ayırıp Ulrich’i götürüyorlar. Evet arkadaşlar, tamı tamına ÜÇÜNCÜ KEZ Egon, Ulrich’in hayatını karartıyor.


Gelelim, 1987’nin esas kızı Claudia Tiedemann’a… 

24 Haziran gününü 2020’de geçiren Claudia kütüphaneye gidiyor ve arşivden şunları öğreniyor:

  • Dokunmatik ekranın varlığını,
  • Kendisinin bir anda ortadan kaybolacağını,
  • Regina ve Aleksander’in evleneceğini,
  • Babasının 26 Haziran 1987’de (yani iki gün sonra) evinde ölü bulunacağını. 

(Ayrıca, arşivde bulmasa da 2020’ye gittiğinde Regina’nın kanser olduğunu gördüğünü de belirtelim.)

25 Haziran’da 1987’ye geri dönen Claudia, soluğu eski AKW müdürü olan Bernd Doppler’in (Helge’nin babasının) yanında alıyor ve diyor ki:

“Geçen yazki kaza… Hacim kontrol sisteminde yaşanan reaksiyondan kaynaklandığını söylemiştin. Verileri kontrol ettim. Her şey normal. Anlat, gerçekte ne oldu?”

Bernd Doppler “Bu işin peşini bırakmayacağını biliyordum” diyor ve Claudia’ya bir dosya uzatıyor. Şöyle devam ediyor:

“Kazadan sonra alandan örnek alıp incelemelerini istedim. Önünde duran da incelemenin sonuçları. Bütün varlıklara kütle kazandıran o parçacık.

Hoş geldin tanrı parçacığı bebek!

Claudia Tiedemann:

“Bilgiler doğruysa, bilgileri kamuoyu ile paylaşmamız gerek.”

Bernd, tabii ki böyle bir şeye izin veremez çünkü bu bilgiye nasıl ulaşıldığı sorulur ve kazayı açıklamak zorunda kalırlar. Bu nedenle Bernd, Claudia’ya diyor ki:

“Elindekilerle istediğini yap ama benim adıma ve nükleer santralime bulaşma.”

26 Haziran 1987

Bugünün kahramanı tamamen Claudia Tiedemann olacak ve Claudia’nın yapılacaklar listesinde iki şey var:

  1. Tanrı parçacığıyla ilgili anlayabildiği kadar çok şey anlamaya ve anlatmaya çalışmak.
  2. Babasının hayattaki son günü olacak bu günde elinden geldiğince babasının ölmesini engellemek.

Öncelikle, tanrı parçacığıyla ilgili bir ses kaydı hazırlamaya başlıyor.

Sonra, babasıyla kemoterapiye gidiyor ve babasını kendisiyle yaşaması için ikna etmeye çalışıyor. 

Diğer taraftan, Egon Tiedemann’ın aklı çok karışık. Çünkü Ulrich’i ikinciye mağaraya doğru giderken bulmasına anlam veremiyor. Mağarada ne olduğunu bir türlü anlayamıyor. Mikkel, Ulrich ve Mads’i düşündükçe ise “zaman yolculuğu” ihtimali kafasında canlanmaya başlıyor. 

Claudia’ya bunlardan bahsetmeye başlıyor ama Claudia’nın sinirlendiğini görüyor. Egon olayı çözüyor ve diyor ki:

“Ne için buraya geldin sen? Biliyorsun! Zaman yolculuğunu biliyorsun! Hepsi AKW ile ilgili. Sen de bunların bir parçasısın. Mağaralar için arama emri çıkarmalıyız.”

Claudia; mağaralarda bir şey olmadığını, zaman yolculuğu diye bir şeyin de olmadığını söylüyor ama Egon ikna olmuyor tabii ve telefona yöneliyor. 

Artık iyice sinirlenen Claudia: 

“Bir hiç uğruna bilimle ilgili tüm öğreneceklerimizi riske atacaksın!” diyor ve telefonu babasının elinden almaya çalışıyor. Küçük bir arbede sonucu, Egon kafasını çarpıyor. Ambulansı aramak için telefonu eline alan Claudia’nın aklına gelecekteki halinin ona söyledikleri geliyor ve babasını kurtarmaktan vazgeçiyor:

“Gereken fedakarlığı yapacaksın. Her şey hep olduğu gibi yaşanacak. Ama her şey yolunda giderse Regina yaşayacak.”

Muhtemelen hayatı bir film şeridi gibi gözünün önünden geçen Egon, Claudia’nın kim olduğunu anlıyor ve diyor ki: Beyaz şeytan sensin!

* Hatırlatma: 23 Haziran 1954’te olan Claudia, hayattaki son gününde babasından özür dilemeye gidiyor ve şunları söylüyor: “Fazla iyi bir insansın ama dünya seni hak etmiyor. Beni affet. Ama bazen en sert darbeleri en iyiler alır. Bir gün ne dediğimi anlayacaksın. O gün geldiğinde bilmeni istiyorum ki yaşananlar bu şekilde geliştiği için çok üzgünüm.”

“Beyaz şeytan neydi ya” diye düşünüyorsanız eğer 1954’le ilgili daha fazla bilgi için bu yıl özelinde yazdığım yazıya buradan ulaşabilirsiniz.


Babasını öldürmenin hüznüyle evde ağlayan Claudia, kapısının açılma sesiyle irkiliyor. Arkasına döndüğünde esas oğlanımız Jonas’ı görüyor. Tabii, bu Claudia’nın, Jonas’ı ilk kez gördüğünü de belirtelim. Jonas’a anahtarı nereden bulduğunu sorduğunda, ona anahtarı kendisinin verdiğini söylüyor Jonas ve şöyle devam ediyor:

“Gitmemiz gerek, fazla zamanımız kalmadı… Ne yaptığını biliyorum. Bana anlattı. Ama yine aynı şekilde yaşanmasını engelleyebileceğimi de söyledi. Bir dahakine.”

Bu sahne hakkında biraz daha konuşalım: 

Jonas 1921’deyken, Adam onu 20 Haziran 2019’a yolluyor. Jonas’ın düşüncesi: Michael’in intiharını engellemem gerekmektedir. 

Babasıyla karşılaştığında ise aslında intihar etmeyi düşünmediğini, bu nedenle Jonas’ın intiharı engellemeye değil, babasına intihar etme fikri vermeye gittiğini anlıyorlar.

Bu sahnede bir anda ortaya Claudia çıkıyor ve Jonas’ın var olabilmesi için Michael’in intihar etmesi gerektiğini anlatıyor. Sonra da Jonas’la oradan ayrılıyor ve bir sene boyunca Jonas’a her şeyi anlatıyor ve öğretiyor. Kısacası, bu olay sonrası Jonas’ın, Claudia’nın tarafına geçtiğini söyleyebiliriz.

Kendisinin 23 Haziran’da öleceğini bilen Claudia, kendisi gittikten sonra yapılması gerekenleri Jonas’a anlatıyor. Tabii, bu noktada Claudia’nın “her şeyin aynı şekilde yaşanmasını engelleyerek Martha’yı yaşatacağım” şeklinde Jonas’ı kandırdığını da biliyoruz.Ama bildiğimiz kadarıyla, Claudia’nın tek derdi her şeyin yaşandığı gibi yaşanmasını sağlayıp Regina’yı kurtarmak.

20 Haziran 2019 ile ilgili detaylara, sadece o gün özelinde yazdığım blog yazısından buradan ulaşabilirsiniz:

27 Haziran 1987

Geldik kıyamet gününe… 27 Haziranın 1987 ayağında sadece 2020 Jonas ve 1987 Claudia ile muhatap olacağız. Jonas, Claudia ile birlikte “her şeyin zaten olduğu gibi geçmesi için” yapılması gerekenleri yapmaya başlıyor.

Jonas:

“Gelecekteki halim deliği kapatmaya çalıştı. Yaşananları geri almaya… Geçidi kapadı ama döngüyü kıramadı. Ama sen denklemdeki bir değeri değiştirirsek bir dahakine başaracağını… Bir dahakine başaracağımı söyledin. O zaman, Mikkel kaybolmayacak, Michael ölmeyecek. Baban ölmeyecek. Büyük resimle ufak ayrıntılar aynı kurallara tabi değil. Her şeyi toptan değiştiremiyorsak da detaylarla oynarız. Bir kum tanesini değiştirerek tüm dünyayı değiştirebiliriz.”

Evet arkadaşlar, bildiğimiz kadarıyla Claudia, her sefer “Bir sonraki sefer olacak!” diyerek Jonas’ı kandırıyor.

Jonas:

“Önlemek istediğim felaketin bir parçası olmam gerektiğini kabullenmem uzun sürdü. Geçtiğimiz şu son yıl, bana her şeyi öğrettin. Gelecek ve geçmişe dair her şeyi. Bütün yaşananları… Bütün yaşanacakları… Birbirine karşı iki taraf var. Adam ve Sic Mundus yeni bir dünya yaratma peşinde, bizse olanı kurtarmak istiyoruz.”

Bu bölümde neler olup bittiğini anlamak için güzel bir özet Jonascığım, çok teşekkür ederiz. Ama sorun şu ki bölümün sonunda yeni dünyanın yaratılmasına engel olmuyor veya olamıyorlar! Çünkü Claudia’nın tek derdi daha önce de dediğim gibi Regina’nın kıyamet sırasında sığınağa gitmesi ve kurtulması. Ben açıkçası Claudia’nın yeni dünya olayıyla pek ilgilendiğini düşünmüyorum. Hatta bence Claudia ve Adam’ın birbirine karşı savaştığını bize kanıtlayan bile hiçbir şey yok. Tüm olanları biraz düşünürsek, iki taraf olduğundan bahseden herkesin bir noktada aslında kandırılıyor olduğunu fark ettiğini biliyoruz, mesela Noah ve Jonas. Bu konuyu “Dark İkinci Sezonda Neler Olmuştu?” blog yazımda daha detaylı anlatacağım. Beklemede kalalıııım…

27 Haziran 1987 hakkında konuşmaya devam edersek:

Jonas, daha önce 2054 halinin çalıştırarak geçidi kapadığı (ve en başta açılmasına neden olduğu) makineyi çalıştırarak geçidi açıyor. Açarken ise şunları söylüyor: 

“Zamanı geldi, geçmişle geleceği birbirine bağlayacağız.”

Bundan sonrasında ise Jonas ve Claudia 2020’ye gidiyorlar.


Bu olayla birlikte Dark’ın ikinci sezonunda 1987’de neler yaşandığını özetlemiş oluyoruz. Umarım toparlayıcı bir yazı olmuştur ve kafanızdaki soru işaretlerini en azından 1987 için gidermiş olurum. Dark’ın final sezonunun gelmesine çok zaman kaldı malum. Bir sonraki yazı çok kısa bir zaman içinde 2020 özelinde gelecek. Bu süreçte sizi Dark’ın ikinci sezon şarkılarıyla baş başa bırakıyoruumm. Bu yazı size kapsayıcı gelmediyse hiç merak etmeyin. Haftaya geniş bir Dark özetiyle final sezonu öncesi bilmeniz gereken her şeyi Culture Vulture’da özetleyeceğim. Hoşçakalııın!

Edit: 2. sezonun geniş özeti de yayında buradan okuyabilirsiniz!