Bugünün protestolarını anlamak için daha geriye bakmalıyız. 2020, Amerikan ırksal eşitlik mücadelesinde yeni bir gelişmedir. Sonradan etkisi geçecek olan bir isyan da değil ayrıca. Bu kesinlik ve keskinlik Amerikalı beyazları oldukça korkutuyor. H. Rap ​​Brown olarak bilinen ve 1960’ların Black Power (Siyahi Güç) aktivisti bir zamanlar “Şiddetin kirazlı turta kadar Amerikanvari olduğunu” söylemişti.

Geçtiğimiz haftalarda, birçoğu şiddete dönüşmüş olsa da, çoğu barışçıl olmak üzere binden fazla protesto gerçekleşti. Bu protestolara katılan beyazlar olmasına da tepki gösteren polisler, şiddet kullanmaktan kendilerini alıkoyamadılar. Protestolar, Minneapolis’te bir polis memurunun George Floyd’un boynuna diziyle basıp ölümüne neden olmasıyla başladı. Floyd kelepçeli olarak yüz üstü yatıyordu; ama bu polisin orantısız güç kullanmasını engellemedi. Her yıl polisler tarafından öldürülen yaklaşık 1000 Amerikalıdan biriydi Floyd; halen tırmanmakta olan şiddetin Afro-Amerikalı kurbanıydı.

Geçmişe bakan gözlemciler, 1968’de yaşanan kaosun bugünkü ayaklanmalarla karşılaştırmalarını yapıyorlar. 2020 olaylarının kökleri, Amerikan tarihinin son yüzyıldaki, ırk ayaklanmalarına, katliamlara ve aralarındaki çarpışmalara dayanıyor. Polis ve Afro-Amerikalılar arasındaki bu tansiyon 1919’da başlamıştı. 20. yüzyıla kadar ülke çapında üç önemli ayaklanma gerçekleşti. Irksal eşitlik mücadelesinin nasıl büyüdüğünü, nasıl değiştiğini ve neyin aynı kaldığını önemle vurguluyorlar.

Yapılan haksızlıkları ve Amerikan Polis Kuvvetleri’nin neler yapabileceğini anlatan belgesel, film ve diziler de önermek istiyorum. Netflix’teki bu önerilerin hemen altında da tarihteki protestolardan bir kare göreceksiniz.

When They See Us – Netflix

 https://www.imdb.com/title/tt713790

1989’da beyaz bir kadın koşucu New York Central Park’ta saldırı ve tecavüze uğradı. Sonra beş siyahi genç hiç delil olmaksızın alıkonuldu ve baskı altında ifadeleri alındı. Yani polisler sokağa çıkıp uygun gördükleri siyahi gençleri toplayıp kendilerine kurban buldular. Central Park Five olarak adlandırılan 5 genç suçlandı. Polis teşkilatının güçsüz görünmemesi gerektiğine karar veren ve ırçkı olan savcı Linda Fairstein’in limitleri ne kadar zorladığına şahit olacaksınız. Kendisi şimdilerde yazar ve bu dizide hakkında yapılan tüm suçlamaları yalanladığı röpörtaja buradan ulaşabilirsiniz.

Fotoğraf: CreditNeal Boenzi/The New York Times

Temmuz 1967:

Siyahi bir taksi şoförünün beyaz polis memurları tarafından dövülmesi sonrasında, New Jersey’de altı günlük bir isyan başlamıştı. Ulusal Muhafızların sert müdahalesiyle son buldu.

Dear White People – Netflix

 https://www.imdb.com/title/tt5707802

Ağırlıklı olarak beyaz öğrenci kitlesine sahip Ivy League Koleji’nde, bir grup siyahi öğrenci, ırksal ve diğer ayrımcılık türleri içerisinde hayata tutunmaya çalışıyor. Aslında dizi günümüzde çok sık duyduğumuz “Benim birçok siyahi arkadaşım var” gri alanına dikkat çeken bir yapıda. Gerçekte olan ırçılığı maskeleyen bu cümle kalıbının ne derece etkili olabileceğini anlatıyor bizlere.


Fotoğraf: Chicago Tribune

Red Summer 1919:

Beyazlar ve Afro-Amerikan Dünya Savaşı gazileri arasındaki gerilim, 1919 Kızıl Yazının altında yatan sebeplerden biriydi. Chicago’da, devlet milisleri ayaklanmaları engellemesi için ek polis çağırdı.

LA92 – Netflix

https://www.imdb.com/title/tt6794424

25 yıldan daha uzun bir süre önce,kameralar siyah adamlara saldıran beyaz polis memurlarının görüntüleriniçekiyordu. LA 92, Rodney King’in tutuklanmasının ve dövülmesinin ardından, 1992Los Angeles Ayaklanmaları’nın etkisini göstermek için arşiv görüntülerini kullanmış.Görüntüler cidden çok sert, şimdiden uyarmak isterim. Belgesel, Amerika’dapolis vahşeti ve ırkçılığa karşı mücadelenin, sokaklarda ne kadar süredir devamettiğini, ne kadar yol kat etmemiz gerektiğini gösteren, çok çarpıcı bir yapım.


Fotoğraf: John W. Mosley, Temple University arşivi

Philadelphia Transit Company 1944:

Ağustos 1944’te, Philadelphia Transit Company’nin beyaz çalışanları grev yaptılar. Sonrasında da, siyahi erkekler el arabalarını kullanma izni elde etmek için yürüdüler. Birçok destekçi, Afro-Amerika’lı erkeklerin II. Dünya Savaşı’ndaki deneyimlerini haykırdı: “Tankları kullanıyoruz. Neden el arabalarını değil?”

What Happened, Miss Simone? – Netflix

 https://www.imdb.com/title/tt4284010

Nina Simone, müzik tarihinin en hızlı yükselen isimlerinden biri. Belgesel bize inanılmaz bir hayat, kariyer, önemli bir sanatçı ve sivil haklar aktivistini tanıtıyor. Tüm bu konuları anlatırken de arşiv görüntülerini kullanıyor. “High Priestess of Soul” ünvanlı sanatçının hayat hikayesindeki iniş ve çıkışlar da detaylıca işlenmiş.

Alabama, Detroit 1943:

Haziran 1943’te, yaklaşık 24 saat boyunca Michigan, Detroit, en kötü ırkçı isyanlarından birini yaşadı ve 25 siyah (17’si polis tarafından öldürüldü) ve 9 beyazın ölümüyle sonuçlandı. Bu isyan sırasında, çevredeki beyaz kalabalığın bir üyesinin polis nezaretinde olan siyahi bir adama saldırdığını fotoğrafta görebilirsiniz.

LetIt Fall – Netflix

 https://www.imdb.com/title/tt6379314

Rodney King ayaklanmasını ve gelişen olayları anlatan bir diğer yapımdır “Let It Fall”.  LA’da başlayan Rodney King isyanından bahsetmiştim. İsyan 1992’de ortaya çıkmadan önce, ırkçılığın yıllarca nasıl kırılma noktasına geldiğine ışık tutuyor. Bu şiddetin tırmanmasında, günün politik yüzlerinin ne derece duyarsızlaştığına da dikkat çekiyor.


Fotoğraf: Al J. Thompson

Minneapolis, 2020:

George Floyd’un 25 Mayıs 2020’deki ölümünden bu yana, protestolar Floyd’un öldürüldüğü Minneapolis’ten 50 eyalete ve tüm dünyaya yayıldı. Kingmil Miceus, New York, Nyack’ta protesto gösterileri arasında çekilmiş olan bu kare, aslında çok şeyi anlatıyor.

2020 ayaklanmaları; 1919, 1943 ve 1968’deki ayaklanmalara benziyor: Floyd da dahil olmak üzere, her yıl hayatını kaybeden yüzlerce Afrika kökenli insanın dramı bu. Irkçı tutum sergileyen Amerikalı’lara karşı uzun, iltihaplı ve polis vahşeti altında geçen sancılı bir süreç. 2020’lerin protestolarının çoğu barışçıydı, ancak gelen raporlara göre, polis şiddeti sonrası, çok daha acımasız hale geldi. 2020 isyanı her zamankinden daha fazla ırklararasıdır. COVID-19’un yayılmasını önlemek için maskelerle kaplanmış Afro-Amerikalı, Asyalı, Latin ve beyaz yüzler var bu isyanda artık.

Beyaz Saray’ın önü, Amerikan tarihinde ortak hiçbir noktası olmayan grupları birleştiren yeni bir muhalefete şahitlik ediyor. Çatışmaların meydana geldiği yerlerde; saldırıya uğrayan, gözyaşı gazı veya plastik mermi ile ateş edilenler tüm ırklardan. Amerikan Başkanı Donald Trump’ın tüm bu yaşananlardan korkup sığınağa indiği de söylentiler arasında. Tırmanan bu ırksal adaletsizliğin ortasında, bazı şeylerin değişmesi gerektiğini artık herkes iliklerine kadar hissetmeli. Geroge Floyd’un “Nefes alamıyorum” deyişi hala kulaklarımda.

Irk, cinsiyet, sınıf ayrımı olmaksızın; tüm nefesler eşittir. Yaşadığımız zaman diliminde özgürlük, eşitlik mücadelesinin halen olması, insanlık tarihinin en büyük ayıbıdır.