Kel Hasan Efendi ile başlayan uzun bir yolculuk. 1800’lü yılların sonlarında tiyatroya sevdalısı Hasan Efendi’nin kurduğu Hayalhane-i Osmani Kumpanyası adlı tiyatro topluluğunda sahnelediği komedi tarzındaki tiyatro eserleri ona hem tulûat tiyatrosu hem de orta oyunu geleneğini bir arada sergileme şansı ve “Komik-i şehîr” (Meşhur komik) unvanını getirdi.

Tuluat tiyatrosunun en tanınmış oyuncularından olan Kel Hasan, Abdürrezzak Abdi Efendi’nin yarattığı İbiş tiplemesi ile halkın beğenisini kazandı. Baştan sona doğaçlama olan ortaoyununun, kıvrak bir zeka gerektiren yapısı içinde Kel Hasan Efendi, izleyen insanları kahkahaya boğmasıyla tanındı.

Sahneye yırtık bir fes ve renkli bir basma gömlek ile çıkan Kel Hasan ile kavuğun yolculuğu başlamış oluyor. Geleneksel Türk tiyatrosunun son temsilcisi sayılan İsmail Hakkı Dümbüllü’yü ailesinden izin alarak yanına alan Hasan Efendi; fesini ve kavuğunu öğrencisi İsmail Dümbüllü’ye bırakmıştır.

Kel Hasan’ın hatırası bu iki obje, orta oyunundaki Kavuklu tipi ile özdeşleşmiş bir aksesuar olan kavuğunun orta oyununu, fesinin ise tulûat sanatını temsil ettiği kabul edilmekte; mirası Türk tiyatro oyuncuları arasında geleneksel bir törende devredilmeye devam etmektedir.

İsmail Dümbüllü ustasının kavuğunu 1968 yılında meddahlık yeteneğinin nişanesi olarak Münir Özkul’a devretti. Münir Özkul kavuğu Ferhan Şensoy’a, Şensoy da öğrencisi Rasim Öztekin’e emanet etti.

Türk tiyatro oyunculuğunun mirası olarak kabul edilen İsmail Dümbüllü’nün “Kavuğu”nun 5. emanetçisi olan Öztekin; kavuğu aldıktan 3 ay sonra yakalandığı kalp rahatsızlığı nedeniyle tiyatrodan malunen emekli olmak zorunda kaldı.  Oynamayacaksam kavuk bende kalmasın, “kavuklunun oynaması gerekir” sözleriyle Öztekin, mirası geçtiğimiz yıl yapılan törenle Şevket Çoruh’a devretti.

Usta tiyatro ve sinema oyuncusu Rasim Öztekin’i geçirdiği kalp krizi nedeniyle kaybettik. “En mağdur kavuklu” olduğunu dile getiren oyuncuyu bugüne kadar oynadığı tiyatro oyunları, filmler ve diziler ile anıyoruz..