Umut Vicdan’ın Aralık başında dijital platformlar üzerinden paylaştığı “Aşk İçinde” ve “Bırak Ardında” ikilisi Culture Vulture radarına takıldı. Piyano ile 3 yaşında tanışan Umut’a müziğini ve yeni parçalarını sorduk.

Müzikle tanışman nasıl oldu?

Annemin anlattığı kadarıyla ilk müzik dersime 3 yaşımda gitmişim ve renklerle notaları öğrenmişim fakat çok küçük olduğum için devam etmemişim. Daha sonra anaokulundaki öğretmenim anneme müzik kulağımın olduğunu ve müzik dersi almam gerektiğini söylemiş. Daha sonra 7 yaşımda anneme kendi isteğimle piyano çalmak istediğimi söylemişim. Neden diye sorarsanız, hiçbir fikrim yok, aklıma nereden geldiğini gerçekten hatırlamıyorum. O gün bu gündür de hala piyano çalıyorumJ

Pandeminin müziğine bir etkisi oldu mu? Olduysa müziğine nasıl yansıdı?

Pandeminin ilginç bir şekilde müziğime çok pozitif bir etkisi oldu. Brüksel’de freelance olarak çalışıyorum ve birçok işle ilgileniyorum. Özel olarak ve okullarda verdiğim piyano, solfej, müzik prodüksiyonu dersleri dışında ses ve video kayıtları yapıyorum. Buna ek olarak, geçen sene kendi stüdyom Pianist’s Corner’i kurup her Cumartesi günü konserler düzenledim. Tabii ki bu kadar işin içinde kendi müziğimi yapacak vaktim ve enerjim kalmıyordu. Pandemi döneminde her şeyi zorunlu olarak iptal etmek bana dilediğim kadar müzik yapma lüksünü verdi. Sabahtan akşama kadar stüdyomda müzik yaptım. Kendi şarkılarımı yazdım, coverlar yaptım, piyano tekniğime ek olarak mix ve master becerilerim üzerinde çalıştım. Pandemi bütün sanat dünyasını altüst etmiş olsa da ben elimden geldiğince kendi avantajıma çevirmeye çalıştım ve bu durumdan memnunum. Müzisyen kimliğimi bir süreliğine dinlenmeye bırakmıştım, şimdi daha kendim gibi hissediyorum diyebilirim.

Çok yakın bir zamanda Aşk İçinde ve Bırak Ardında parçalarını içeren bir ikili paylaştın. Bu iki parçanın hikayesi birbiriyle kesişiyor mu? Hikayelerini bizimle paylaşır mısın?

Evet, bu iki parçanın hikayeleri birbiriyle kesişiyor. Aşk İçinde bir ayrılık parçası, kendi başımdan geçen bir ayrılık hikayesi sonrası yazdığım bir şarkı. Her ne kadar belki biraz klişe olsa da, kendi başımdan geçen bu olay sonrası müzisyenlerin neden senelerdir bu konuda şarkılar yaptığını daha iyi anladım. İnsanda gerçekten bir yaratma isteği, yaşadığı duyguları dünyayla paylaşma isteği doğuyor. Bu dönemde kendimi ifade etme isteğiyle birlikte yaratıcılığım çok arttı, çok fazla iş yaptım, bir de ileride paylaşacağım bir İngilizce şarkı var, yine bu dönemde yazdığım. Bu dönemde herkes acının kendiliğinden geçeceğini söyledi bana; acıyı yaşarken buna inanmak zor oluyor ama gerçekten de tek çözüm kendiliğinden geçene kadar beklemek herhalde. “Bırak Ardında” ise bundan bir sonraki evreyi anlatıyor biraz. Bu acıdan kurtulma, unutma, uzaklara gitme, başka bir insan olma isteği ve sonunda herkesin ve her şeyin vazgeçilebilir olduğu gerçeğiyle yüzleşme. Bu şarkının karakteri başka biri ya da bir şey tarafından kurtarılmak istiyor ama sonunda kendini sadece kendinin kurtarabileceğini fark ediyor.  Her ne kadar bu söylediklerim olumsuz gibi görünse de aslında bence bir insan için bu gerçeklerin farkına varmak pozitif bir dönüşümün başlangıcı, şarkının daha canlı ve up-beat olması da bu yüzden.

 

Bir şarkının ortaya çıkma süreci sende nasıl işliyor bize anlatır mısın?

Bir şarkının ortaya çıkma süreci her zaman farklı oluyor diyebilirim. Ben genelde önce müzik üzerinde, yani şarkının altyapısı üzerinde çalışıyorum. Söz yazma kısmı genelde daha sonra oluyor bende. Genelde müzikal fikirler bulmak konusunda çok zorlanmıyorum ama söz yazmak benim için daha zor, o yüzden bazen bu konuda yardım alıyorum. Şarkının temel hatlarını oluşturduktan sonra altyapıyı zenginleştirmek için müzisyen arkadaşlarımdan yardım istiyorum. Şarkılarımda piyano ve tuşlu enstrümanların hepsini ben çalıyorum ama genelde gitar, yaylı çalgılar ve gerçek bir bateri sesi istersem müzisyen arkadaşlarımla beraber çalışıyorum. Örneğin Bırak Ardında’da beatleri ben yaptım ama Aşk İçinde için baterist bir arkadaşımdan yardım istedim. Şarkının ana miksi ortaya çıktıktan sonra insanlara gönderip bir geri dönüş alıyorum. Genelde şarkının 4-5 farklı versiyonunu yapıyorum ve içime sinen versiyonu seçip mastering aşamasına geçiyorum.

Sence bir plak şirketinden bağımsız bir sanatçı olmanın ne gibi avantajları var?

Plak şirketinden bağımsız olmanın avantajları ve dezavantajları var. Avantajı daha kolay bir şekilde daha fazla dinleyiciye ulaşmak tabii ki. Ama dünyadaki müzik piyasasının çok büyük bir kısmının 3-4 büyük plak şirketinin tekelinde olduğunu düşünürsek, bu şirketlerle çalışmadığımız sürece zaten çok geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmak mümkün değil. Bilindiği üzere plak şirketleri sanatçının dezavantajda olduğu anlaşmalar sunabiliyor ve ün sahibi olmak isteyen sanatçılar maalesef bu tarz anlaşmalara boyun eğiyor. Bağımsız bir sanatçı olmanın en büyük avantajı özgürlük ve olur da yaptığımız işin getirisi olursa bu getirinin büyük bir kısmının başka bir plak şirketiyle paylaşılmaması. Bu günlerde bağımsız bir sanatçı olarak yaptığımız işleri streaming platformlarına koymak, kendi müziğimizin distribütörlüğünü yapmak çok kolay. Bu tabii ki bir avantaj. İşin tabii ki olumsuz bir yani da var.. Artık bağımsız bir sanatçı olmak o kadar kolay ki, internet üzerindeki içerik miktarı korkunç bir boyutta.. Bu kalabalığın içinde kendine yer bulmak da maalesef bir o kadar zor.

Müziğini dinleyenlerde en çok öne çıkan hissettikleri duygular ne olsun isterdin?

Bence bunu genellemek biraz zor, müzikle ne anlatmak istediğimize ve müziği yaparken ki hissiyatımıza çok bağlı. Bence en önemli nokta samimiyet. Hani bazen bir şarkı dinlersiniz sonra o müzisyenle karşılıklı oturup bir kahve içip sohbet istersiniz ya, insanlarda böyle bir duygu oluşturabilmeyi çok isterim.

Müzik yaparken nelerden ilham alıyorsun?

Müzik yaparken klasik müzikten çok fazla ilham alıyorum. Müzik kariyerimin çok büyük kısmını klasik müzikle geçirdiğim için, klasik müzik eserleri çalışmak bana kendi müziğimi yapmam için ilham veriyor. Onun dışında dizi ve film izlemek bana çok ilham veriyor. Genellikle soundtracklere ve ses efektlerine çok dikkat ederim film izlerken ve güzel yapılmış film müzikleri bana çok fazla fikir veriyor. Onun dışında birkaç kere yaptığım gibi, başka sanat alanlarında çalışan sanatçılarla iş birliği yapmak da fikir bulmama yardımcı oluyor. Örneğin bir metin veya fotoğraf üzerine müzik yapmak, yani var olan bir fikrin üzerine bir şey inşa etmek çok severek yaptığım ve çok ilham aldığım bir iş.

Seni nerelerden hangi platformlardan takip edebiliriz?

Beni bütün streaming platformlarından, Instagram hesabımdan ve Youtube kanalımdan takip edebilirsiniz.

Yakın gelecekte müzikle ilgili ne gibi planların var?

Yakın gelecekte kendi yaptığım müzikleri paylaşmaya ve yenilerini yapmaya devam edeceğim. Bu sene pandemi nedeniyle ara verdiğim Pianist’s Corner projesine devam etmek istiyorum. Onun dışında Berklee College of Music’in Valencia kampüsündeki 1 senelik bir master programına kabul aldım ve şu anda burs kararını bekliyorum. Tam burs alırsam önümüzdeki seneyi İspanya’da geçirebilirim… Hala öğrenecek çok fazla şeyim olduğunu düşünüyorum ve pandeminin bitmesiyle yeni beceriler edinip, yeni insanlarla tanışıp, yeni işler yapmaya can atıyorum.

Culture Vulture için en az 7 şarkıdan oluşan bir playlist oluşturmanı istesek listede hangi şarkılar olurdu?

Bu çok çok zor bir soru… Herkesin bildiği başyapıtlardan ve Türkçe şarkılardan ziyade belki de herkesin keşfetmesi gerektiğini düşündüğüm birkaç şarkı önereyim. En sevdiğim şarkılar gibi bir etiket koyamam. Çok büyük bir Radiohead hayranıyım, sadece Radiohead şarkılarından oluşan bir playlist yapabilirdim ama kendimi tutuyorum. 🙂

  • Paranoid Android – Radiohead
  • Present Tense – Radiohead
  • Flume – Bon Iver
  • Says – Nils Frahm
  • Singularity – Stephan Bodzin 
  • Howling – RYX
  • Why – GusGus

Umut Vicdan’ın Spotify üzerinden paylaştığı parçaları dinlemek isteyenleri buraya alalım: