Durum benim açımdan biraz böyle oldu. Mesleğimle alakasız görünen şeyler aslında çaprazlama bir ilişki içerisindeymiş meğer. Dün gibi hatırılyorum, 1. sınıfta en sorunlu dersim resimdi. Çizim yaparken kalem beni pek dinlemezdi yani. Çizgiler bir anda defter sonuna kayar gider, geriye yamuk çizimler kalırdı. Evde kara kara yapacağım ödevi düşünürken dedem geldi “Neyin var?” diye sordu. Durumu da anlatınca, resmen 5 dakika içerisinde basitçe nasıl kuş çizilir öğretti. Bunu yaparken de geometrik şekilleri kullanmanın avantajlarını bana gösterdi. Yani bizi sınırlayan yegane şeyin sadece hayal gücümüz olduğunu öğrendiğim an, o andı. Tabii evin tüm duvarları kuşlarla bezendi sonrasında; o da ayrı bir durum. Çizim, boyama, el işi artık vazgeçilmez bir tutku haline gelmişti benim için. Neye yeteneğim var diye bir arayış sürecine girdim. Kendimi sınayarak keşfetme yönteminin tohumlarını ekmişti dedem meğerse.

Sonrasındaysa, içerisinde çizim, grafik, animasyon barındıran tüm platformlara ilgi duymaya başladım. Tabii o zamanlar internet yok, dijital olan her şey atari salonlarında. “Vay be ne günlerdi” dediğinizi duyar gibiyim. Kaç kez anneannem, yan komşumuz olan Vedat‘la haber gönderip “çabuk eve gelsin” demişti kim bilir. Oyunlar! Her biri uzun süreç ve emek gerektiren, sevgiyle yapılan çalışmalar. Bizi eğlendirmek, hoş vakit geçirmemiz üzerine kurgulanmış yapılar. Aksiyon oyunları hariç, ufkumuzu açan oyunlar da mevcut tabii. Benim ilgi duyduğum şey buydu işte: Grafik, animasyon ve hikayelerin nasıl geliştirildiği.

Yaptığım araştırmalar, kullanılan programlar derken yönüm biraz değişerek UX/UI Design noktasına geldi. Ama içimdeki oyun dizayn etme aşkı halen yaşıyor. Win 3.1, MSDos tabanlı çok farklı oyunlar oynadığımı söyleyebilirim. Aklımda kalanlarınsa çoğu, Adventure/RPG türünde oyunlar. Hani şu oynadığınız karakteri yavaş yavaş geliştirip de, oyun sonu canavarını yendiğiniz türden olanlar. Buna en güzel örnekler Crusader No Remorse/No Regret serisi ve Diablo I olabilir. Gelişen teknolojiyle oyunlar da gelişti tabii ki. Daha güzel grafikler, yapay zeka, yüksek konfigrasyonlu bilgisayarlar… Bazı şeyler de unutulmadı değil. Oyunun bir ruhu ve tadı olmalı derim her zaman. Eski nostaljik grafikli oyunların her zaman ilgi çekmesi de bu yüzden zaten.

Çıktığı günden beri World of Warcraft oynayan biriyim. Diablo I, II, III oynadım ve halen DIII’ü zevkle oynamaktayım, IV’ü de heyecanla bekliyorum. (Karıcım, selamlar J) WoW ve DIII’teki karakter geliştir&eşya ve malzeme topla döngüsü bazen insanı sıkabiliyor, eğlencesi kalmıyor. Zaten geliştirme paketinin sonuna doğru oyun easy mode’a dönüyor ve bir mücadele kalmıyor. Yine uzun süredir bu oyunları oynadığım gamer bir arkadaşım var, adı Çağrı. Bak bu adam resmen oyun rehberidir, oynayacaksan bu adamla oynamalısın. Okur, araştırır, öğrenir, öğretir; sayesinde oyun daha eğlenceli ve zevkli bir hale gelir. Yeni, eski ne kadar güzel oyun ne varsa resmen bulur, çıkarır. Serpme kahvaltı gibi önüne koyup buyur der. Sanırım yazıyı yazarken acıkmaya başladım; umarım bu kısım kaynar, gider.

Tam Wow’dan bayıldığım, DIII’ün de 21. sezonunu beklediğim, Heartstone’dan soğuduğum bugünlerde beni öyle bir oyunla tanıştırdı ki, aklım hayalim durdu. Yetenekli insanların gösterişli grafikler olmadan, 2011’den bu yana aynı sevgiyle besledikleri bir oyun. 12 milyon kopya satmış olmasına rağmen, hala son gaz satmakta ve oynanmakta. Twitch’te bu oyunu deli gibi oynayan birçok Streamer görebilirsiniz. 2 boyutlu piksel grafikli Platform RPG diyebilirim oyun için. Yani nostaljik Mario grafikleriyle karakterinizi geliştirip, eşya ve malzeme toplayıp, keseceğiniz bölüm canavarı için arena tasarladığınız bir oyun. Karşınızda “Terraria-Journey’s End”.

Oyun resmen bir sanat eseri ve yeteneğinize bağlı gelişen bir içeriğe sahip. Baştan söylemeliyim; bulduğunuz hiçbir şeyi atmayın bu oyunda. Özellikle üzerinde “Material” yazan bir eşya varsa. Bu metin, bu eşyanın başka bir eşyayla birleştirilebildiğini ve özelliklerini koruyarak tek eşya haline gelebildiğini anlatıyor. Çantanızda az yer kaplıyor, başka eşyalara yer açılıyor anlayacağınız. Bir sürü eşya toplayarak oyunda akıllı telefon yaptığım anı ve aldığım keyfi asla unutamam. Mücadele daha ilk andan itibaren başlıyor zaten. Hemen bir ev yapma durumunuz var; çünkü akşam olunca zombiler basıyor ortamı. Evet oyun biraz Minecraft kafasında; ama iki boyutlu olarak. Çok yaratıcı evler, tuzaklar, yapay zeka olan karakterlere merkez yapabilmek mümkün. Zaten ev yapmazsanız, bu yapay zekalar oyuna dahil olmuyor. Her birinin oyundaki görevi farklı. Sevdikleri bölgede ve manzarada yaşamak istiyorlar. Bunu sağlarsanız, özel eşyalar satıyorlar benden söylemesi.

Kendi oluşturacağınız raslantısal dünyada madencilik yapmak, topladığınız  cevherlerle yeni eşyalar, silahlar üretmek mümkün. Yani her yeri uzun uzun kazacaksınız, gizli evler bulup sandıkları açacaksınız. Bu şekilde ilerlerken de merkezinizi geliştireceksiniz. Zaten oyunun resmi sitesinde kısa ve öz açıklamışlar, “Dig, Fight, Build” diye.

Dünyanızı oluştururken “Journey” olarak açmanızı tavsiye ederim, bir nevi test sürüşü. Mantığı ve oynanışı kavrayınca, daha üst zorluk seviyesi olan “Expert”e geçebilirsiniz. Ben şu anda “Master” seviyesindeyim; çünkü çoğu şeyi başardım diyebilirim. Sağolsun yine Çağrı sayesinde. Adam resmen işlerimin yoğun olduğu günlerde, benim için de eşya ve malzeme toplayıp oyunda beraber ilerlememizi sağladı. Tüm gün arena tasarlayıp, mermi için saatelerce kazı yaptı adam. Sonra da beraber bölüm canavarı kesme zevkini yaşadık. Ah o “Queen Bee” yok mu, ömrümüzü yedi. Evet bu arada oyun Multiplayer destekliyor. Tek fark sunucu olarak dünya açan bir oyuncu olması gerek, aksi taktirde Single Player olmak zorundasınız. Güzel olan kısım kendi dünyanızı her an sunucu şekilde arkadaşlarınıza açabilirsiniz.

Peki hepsi bu kadar mı, inanın değil. Yetenekli yazılımcılar bu oyuna gizli yumurtalar da yerleştirmeyi unutmamışlar. Dünya oluştururken “Seed” kısmının ismini değiştirebiliyorsunuz. Bu kısma “Not The Bees” yazarsanız, tüm dünya bal petekleriyle bezeniyor ve yaratıklar arıya dönüşüyor. Kesinlikle eğlenceli bir durum, düşünsenize baldan okyanus var arkadaş.

Oluşturacağınız dünyanın öncesinde bir konu var düşünülmesi gereken. “Corrupted”, “Crimson” diye ikiye ayrılan ve dünyanın yapısını etkileyen bu seçeneklerden sadece birine sahip olabiliyorsunuz. Bu seçim toplayacağınız eşyaları ve cevherleri de etkiliyor tabii. Peki size her ikisine tek dünyada sahip olabiliyorsunuz desem? Yazılımcılar son yamanın bilgisini Twitter’da bir görselle paylaşmışlar. Görselde Seed kısmında şu yazıyormuş “05162020” yani son yamanın çıkacağı tarih. Peki bunu Terraria oyuncuları hemen denemesin mi? Her iki kısmı barındıran alternatif bir dünya oluşturabileceğimiz bir kod vermiş adamlar meğersem. Ah şu yazılımcılar, hep bizimle uğraşıyorlar. Bize sunulan son geliştirme yamasından sonra, oyuna bir de “Zenith” denilen kılıç dahil oldu şimdi. Bu süper silah önüne gelen her şeyi yok eden cinsten hanımlar&beyler. Yalnız bunu yapabilmek için 10 tane farklı Terraria kılıcı birleştirmeniz gerekiyor ki, bunlardan birisi tamamen rastlantısal. Bol bol kazı yapıp bulmanız gereken sunakların birinden “Enchanted Sword” bulursanız kendinizi şanslı sayın. Valla hem kendi dünyamda hem de Çağrı’nın dünyasında bu kılıcı bulmayı başardım ve biz bu süper silahı yaptık arkadaşlar. Hadi size benden bir kıyak. Yaratacağınız dünyanın Seed ismini “Imperial” olarak yazarsanız oyuna başladığınız bölgeye yakın ve içine girebileceğiniz bir ağaç kovuğu yaratırsınız. Sunak orada her zaman mevcut.

Oyun içerisinde farklı etkinlikler de var, resmen oyuncular sıkılmasın diye aşılmadık çıta bırakmamışlar. Arada güneş tutulması, korsanların baskını hatta marslıların saldırısı bile var. Harika eğlence ortamı yani.

Ben bu başarılı oyunla ilgili bağlantıları aşağıda tek tek sıralıyorum:

Tanıtım Videosu

Yapımcı Firma

https://re-logic.com

Yetenekli Ekip

https://re-logic.com/team

Terraria Official Site

https://terraria.org

Terraria Wiki ( Hangi eşya ne işe yarar, eşyayla birleşir, boss taktikleri nelerdir her şeyi buradan öğrenebilirsiniz. )  

https://terraria.gamepedia.com/Terraria_Wiki

Yazımın başında da anlatmıştım, sevgi ve emekle üretilen çalışmaların tadı çok farklı. Ben eminim ki, bu projede çalışanlar önce kendileri için bu oyunu kurgulamışlar. Konusu, oynanışı, eğlencesi ve nostaljisi çok ayrı bir boyutta. Burukluk yaratan kısım “Journey’s End – V1.4.0.5” şimdilik son yama gibi duruyor; ama kim bilir belki bu kadar talebe kayıtsız kalamayan firma oyuna yenilikler getirebilir. O hazine sandığı gibi görünen yaratığa da çok dikkat edin, valla peşinizi bir türlü bırakmıyor!

Kendi oluşturduğum dünyamdaki evimi aşağıda görebilirsiniz. Herkese Terraria’yla iyi eğlenceler dilerim.