The Imperial March çalmaya başlayınca Darth Vader odaya girdi girecek derken, Superman’in müziğini açıp karşı atak yaparım, hatta araya bazen araya Batman girer, ortamı yumuşatır diye de beklerim.

Beynimizde bu tip müzik ve davranış odaklı bir mekanizma var. Yani ses odaklı bir hafıza yolu diyelim şimdilik. Bu o kadar güçlü ve etkili ki, psikiyatristler çoğu hastalarınının tedavilerinde müziğin gücünden yararlanır. Hatta müzik dinlerken yapılan aktivitelerin şekli bile değiştiğini mutlaka yaşamışsınızdır. Araba kullanırken, spor yaparken, çalışırken, doğada yürüyüşe çıkmışken, hatta uyumadan önce bile bazı düşünsel aktiviteleri farkında olmadan değiştiriyoruz. Peki bunu fark eden sadece bizler miyiz, yoksa başka birileri de var mı?

Pek tabii ki, tek değiliz. Her gün maruz kaldığımız reklamlardaki sesler, müzikler öyle bir kombinasyonda ve frekansta bize servis ediliyor ki, anında etkisine girebiliyoruz. Mesela tıkırdayan buz ve tıss sesi desem size? Anında etkisini gösteren bu ses sonrası, adımlarımız buzdolabına yöneliyor. Reklam endüstrisi bu kavramı sosyal bilince girmek için aktif olarak uyguluyor. Bu bile, tek başına müziğin ne kadar güçlü olduğunu kanıtlayan yegane ispat diyebilirim. Hatta Platon şu sözleri söylemiş: “Herhangi bir müzik yeniliği, tüm eyalet için tehlike ile doludur ve yasaklanmalıdır. Müzik modları değiştiğinde, devletin temel yasaları her zaman onlarla değişir. ”Woow dediğinizi duyar gibiyim. Acaba müzikle davranışlarımız, kültürel değişimlerimiz kolayca yön değiştirebiliyor mu?

Geçen yüzyılda binlerce müzik türü yaratıldı ve her geçen gün daha fazlası yaratılıyor. Bu türlerin insanlar üzerindeki etkilerini dikkate alıp gözlemlemek gerekir. Oluşturdukları toplumda kalıcı bir etki gösterip göstermediklerinin farkında olmamız lazım.

Rhode Island Üniversitesi bu konuyla ilgili bir araştırma yapmış. Şimdi bu araştırmayla ilgili sonuçları biraz anlatmak istiyorum. “Müzik Türleri ve Toplum” başlıklı anketin amacı, bilgi toplamak ve müzik sosyolojisine odaklanmaktı. Bu çalışma için katılımcılar müzik tercihlerini oluşturmuş. Anket 25 erkek & 25 kadın ve katılımcıların % 86’sı bildirildiğine göre 18-24 yaşındaymış. Bu çalışmanın tek sınırlaması, rapor edenlerin etnik kökeniymiş. Katılımcıların % 92’si beyazmış. Anket çevrimiçi olarak Rhode Üniversitesi’nde bizzat dağıtılmış. Buradaki en önemli noktaysa, 10 sorudan 3’ünün açık uçlu, kritik sorular olmasıymış. Daha fazla düşünceyi provoke eden cevaplar üretmek amaçlanmış.

Buanketle ilgili bağlantıyı okumak isteyenler buradan ulaşabilirler.

Şimdi gelelim anahtar bulgulara;

Katılımcılarının %84.31’i, haftanın 5-6 günü müzik dinleyerek bu ankete cevap vermişler. Katılımcıların %70.5’si, müzik tercihlerinde ailenin etkisi olduğunu belirtmiş. % 29.41’iyse, müzikaltercihler gelişirken ailelerinin bir etkisi olmadığını söylemiş. İlginçtir ki, %76.47’sinin müzikal tercihleri ailelerin tercihlerinden farklıymış, ayrıca %23.53’ünde de bir tercih farkı yokmuş. Peki bu bulgular bize neyi anlatıyorşimdi diyorsunuz di mi?

Bu anket şimdi aşağıda yazacağım sonuçlara ulaşılmasını sağlamış:

1. Müziğin kesinlikle büyük etkisi var ve her zaman olacak. Bazı şarkılar toplum adına konuşup sosyal adaletsizliklere karşı, diğerleri insanları güçlendirir. Bazı müzikler sadece eğlence içindir ve bir kişinin gününü aydınlatmaya yardımcı olabilir. Şarkılar ve müzikler, mesajlar ve insanlar olduğu sürece duyulacaktır.

2. Müzik her birey için farklı bir şeydir. Bu bir ifade aracı ve uzantısıdır, yetişkinliğin sert gerçekleriyle başa çıkmak içindir.

3. Dinlemek veya müzik çalmak insanların karakter yapılarını ifade etmesinin bir yoludur. Yaratıcılıklarını, dünyanın geri kalanınına delilik gibi görünen kısımlarını açmaktır. İnsanların odaklanmasına ve iyi bir ruh haline girmesine yardımcı olur.

4. Kültürel mesajlar müzik yoluyla yayılır. Bize kim ve ne olmamız gerektiği fikri kolayca aşılanabilir. Bu kısım inanın okuduğumda tüylerimi diken diken etti.

5. Günümüzün popüler müziği para ve  döngü odaklı. İnsanları bundan faydalanabilmek için kullanmaktalar. Çünkü nasıl olsa toplum müziği sever ve şarkı söyler. Müzik endüstrisi para kazanır ve döngü tekrarlanır.

6. Müzik, insanın durumunu anlamak için yardımcı bir araçtır. Duygusal düzeyde bağlantı kurmamızı sağlar – boşluğu etkili bir şekilde kapatır. Ayrıca bazen boşluk yaratmak için kullanılır ve yerine istenilen duygular tohumlanabilir. Yani bilinçaltımızda aslında asla yalnız olamıyoruz arkadaş. Yoldan geçen arabada çalan müzik bile ruh halimizi değiştirebiliyor.

7. Müziğin çok önemli bir kültürel etkisi var. Ünlüler / sanatçılar, genç nesil üzerinde gündeme daha çok etki ediyor. Müzik sayesinde genç kitleye daha hızlı nüfus edilebilir. Uzun konuşmalardan veya nasihatlerden çok daha kalıcı bir etki bırakıyor sizin anlayacağınız.

8. İnsanların ticari veya sosyal yaşamlarına bu şekilde ulaşılabilir. Ayrıca akıl hastalığı ile mücadele eden insanları farklı durumlarda güçlendirebilir.

9. Birçok amaç için kullanılabilir, yine de sonuçta bir zevk ve ifade kaynağı olduğu asla unutulmamalıdır.

Bu anket sonuçlarını okuduktan sonra, bize servis edilen ve içerisinde müzik olan her şeyin dikkatle hazırlanmış bir çalışma olduğunu belirtmek isterim. Filmlerde her karaktere has düzenlenmiş tınılar, reklamlardaki ürüne referans melodiler, hatta seçimlerde fark yaratmak için uğraşan adayların araçlardan yaydığı müzikler… Bazı politikacılar şimdi yazacağım taktikle gençlere ulaşmayı deniyor. Rap müzik günümüzde oldukça popüler, bunu zaten biliyoruz. Ofansif olan bu müzik türü, genelde isyan ve kuralları yıkma yönünde, gençler arasında ortak bir bağ. Bunu fark eden yabancı bir politikacı kampanyasında, rap kullanarak genç kitleye büyük çapta ulaşmayı başardı. Sonrasında tabii ki, diğer adaylar da bu akıma hızlıca katıldı ve durum böylece stabil hale geldi.

Aslında zihinsel olarak, pek de sakin bir bilinçaltımız yok. Devamlı bir veri girişine açık haldeyiz. GrabStats, İngiltere’de müziğin kendisini, mağazada daha uzun süre kalmaya teşvik ettiğini söyleyen tüketici oranını % 79 olarak belirtiyor.

Bu durumun pozitif kullanıldığı alanlara geçelim. Dil öğrenirken müzik eşliğinde çalışmak akılda kalıcılığı artırıyor mesela. Bir şey öğrenme sürecinde, beynimizde yeni bir alan açarak bilginin farklı depolanmasını sağlayabiliyoruz. Ulaşmak istediğimiz noktaya, müzik bizi çok daha hızlı taşıyabiliyor. Genç nesil üzerindeki negatif etkilere çok hızlı dikkat çekebiliyoruz. “We are the World” şarkısıyla yardım amaçlı kampanyalar, kitlelere çok hızlı ulaşmıştı hatırlarsanız.

Frank Zappa, 1986’da Amerikan TV programı Crossfire’da müzik içinde ifade özgürlüğünü tartışmak için yeraldı. Mutlaka izleyin ve Zappa’nın açıklamalarını dinleyin derim.

Frank Zappa on Crossfire

Sessizlik de çok önemli tabii. Ruh ve beden sağlığı, uyku düzeni evdeki seslerden sandğımızdan fazla etkilenebiliyor. Hatta bu konuda çok başarılı bir film tavsiye etmeden geçemeyeceğim. Bu filmi izledikten sonra, evinizdeki kettle ve buzdolabına aynı gözle bakamayacaksınız. Valla benimle mutfaktaki kettle arasında ciddi anlaşmalar söz konusu şu an itibariyle.

The Sound of Silence (2019)

Tüm bu araştırmalar ışığında, müziğin gücünü istersek iç dünyamıza daha fazla odaklanmak için kullanabiliz. Sonuçta müzik sanatın çok güçlü bir dalı. Çoğu zaman müziği anlamaya bile gerek yok zaten, kendini ona bırakmak yeterli.

Sizin için müzik nedir; aslında en önemli soru da bu. Belki de yaratıcılığın ya da sizinle enerji arasındaki bağlantının, sizi mutlu eden bir şeyin buluşmasıdır.

Albert Einstein’da dediği gibi “Her şey enerjidir ve her şey yalnızca bundan ibarettir. Sahip olmayı istediğiniz gerçekliğin frekansına uyumlandığınızda, bu gerçekliği yaşamaktan başka bir şey gelmez elinizden. Başka yolu yoktur. Bu bir felsefe değil, bu bir fiziktir.”