İlham arayışıyla zaman tüketen kişilerden olmak yerine, ilham kaynağı olmak için hayatını ortaya koyan insanlara büyük bir saygı ve hayranlık duyuyorum. Hedefe doğru atılan her adımda, karşında beliren imkansızlıklara gülümseyebilmek için çelik gibi sinirlere sahip olmak lazım. Hatta bu ruh halini beraber yola çıktığın kişilere aktarabilmek büyük ustalık ister. Yanlış anlaşılmasın, bu beceri insanın içinde olmalı derim hep. Böylesine derinden etkileyen dizi, film, animasyon, kitap ne varsa valla acımam tüketirim. Yine böyle bir arayışta olduğumuz bir akşam, acaba ne izlesek derken karşımıza Kon-Tiki çıkıverdi. Öyle sakin sakin izleyeceğiniz bir film beklemeyin yalnız, gayet hop oturup hop kalkmaca.

 

Kon-Tiki (2012) 7.2

Efsanevi kaşif Thor Heyerdahl’ın 1947’de, Güney Amerikalıların Polinezya’ya Kolomb öncesi dönemlerde yerleşmelerinin mümkün olduğunu kanıtlamak amacıyla Pasifik’in 4.300 millik macerasını konu alıyor.

www.imdb.com/title/tt1613750

 

Bir film izleme kararı vermeden önce yorumları okuyan, IMDB puanlarına bakan biri olarak söylemeliyim ki, filmin hikayesi çok etkileyici. Özellikle de olmuş bir olayın filme aktarılması söz konusuysa, zaten tartışma götürmeyen bir durum oluyor ortada. Gelelim bu filmin hikayesine. Norveçli maceracı Thor Heyerdahl (Pål Sverre Hagen), Güney Denizi Adaları’nda yaklaşık 10 yıllık derin bir araştıma yapıyor ve bu macerada ona karısı eşlik ediyor. Süreçte içini kaplayan şüpheyse, 1500 yıl önce Güney Amerikalılar tarafından bu adaların kolonileştirildiği yönünde oluyor. Şimdi burada bir durmak lazım. Thor bize ada yerlilerinin ataları için, ilkel sallarıyla pasifiği geçerek Güney Deniz Adaları’na ulaştılar diyor. Yani teknoloji, çelik halat, tekne falan yok! Bildiğimiz ilkel kabilelerin dallı yapraklı, kürekli sandalını tarif ediyor bize.

New York, USA – Aralık 1946

Bu teoriyi açıkladığı yayınevleri, teorisyenler, gazeteciler, arkadaşları kısacası herkes “mümkün değil” cümleleriyle cevap veriyor kendisine. Tüm bu eleştirilere rağmen yılmayan bu inatçı adam, kapı kapı gezmeye ve araştırmalarını anlatmaya devam ediyor. Yalnız bu cevaplardan öyle bir tanesine denk geliyor ki, günlerce uykuları kaçıyor. Cevapsa şöyle; “Eğer ilkel bir salla pasifiği geçip Güney Adaları’na ulaşırsan, bu teorini ispatlarsın ve ben de gerçekliğini kabul ederim!”.

2. Dünya Savaşı sonrasına denk gelen Thor, teorisini ispatlamakla ilgili sıkışıp kalıyor. Maceracı ruhların yitirildiği bir dönemde, bu araştırma gezisi için hiç kimseden maddi destek bulamıyor. Kaderin bir cilvesiyle buzdolabı satan bir mühendisle tanışıyor ve keşif ekibini kurduktan sonra yatırımcı bulmaya karar veriyorlar. Böyle bir riski alarak kaderini değiştireceğine inanıyor. Karısının olanca itirazlarına rağmen Thor kararını değiştirmiyor.

Callao, Peru Şubat 1947

Ekibini bir araya limanda getiren Thor Balsa ağacından sal yapımı çalışmalarına başlıyorlar. Tabii ki Amerikan Ordusu bu ilkel salın yapımına da destek vermeden geçmiyor bilginize. Tek modern ekipmanlarıysa bir radyo ve telsiz olan ekibin yıldızları ve okyanus akıntılarını kullanarak hedeflerine ulaşmaları gerekiyor. Keşfe sonradan dahil olan kameramanın “Belgesel iyi para eder, tabii iyi çekilirse!” önerisini yatırımcı bulmakta kullanmayı akıl eden Thor; Peru Ekselansı José Luis Bustamante’den ihtiyacı olan maddi desteğin tamamını alıyor. İhtiyaçlarının karşılandığını gören ekibin keşfe olan inançları bir kez daha tazeleniyor. 28 Nisan 1947’de Kon-Tiki Güney Amerika’dan Polinezya’ya doğru 4.300 deniz mili katetmek için yola çıkıyor.

Çılgın Kon-Tiki Ekibi

Peki bu keşif ekibinde kimler var, biraz da onları tanıyalım;

Herman Watzinger

Bir termodinamik mühendis olan Herman şans eseri Thor Heyerdahl ile tanıştığında ABD’de soğutma teknolojisi okuyordu. Yolculuğa katılıp katılamayacağını sordu ve Thor anında kabul ederek onu ikinci komuta yaptı. Yolculuk boyunca büyük miktarda veri topladı ve o sırada okyanusun büyük ölçüde araştırılmamış bu alanına içgörü sağladı. Biraz panik biri olmasına rağmen, yolculuğa kısa zamanda adapte olabilmiş.

Erik Hesselberg

Eğitimli bir denizci olarak ticaret donanmasında birkaç yıl geçirmiş olan Thor’un çocukluk arkadaşıydı. Thor onu yolculuğun navigatörü yaptı ve sanat eğitimi sayesinde aynı zamanda salın yelkenlerini süsleyen ikonik Kon-Tiki figürünü yaratan kişi oldu. Öyle basitçe geçmeyelim, valla o figürü dövme yaptıranlar var!

 

Knut Haugland

İkinci Dünya Savaşı sırasında, Alman’ların nükleer silahlarda kullanmak için ağır su elde etmesini engelleyen, savaştaki en başarılı sabotaj eylemlerinden biri olan 1943’teki Norveç ağır su sabotajına katılan bir telgraf operatörüydü. Valla film boyunca telsiz ve radyodan çekmediği kalmadı.

 

Torstein Raaby

Kon-Tiki, Thor Heyerdahl’ın 1947’de, Güney Amerikalıların Polinezya’ya Kolomb öncesi dönemlerde yerleşmelerinin mümkün olduğunu kanıtlamak amacıyla Pasifik’in 4.300 millik macerasını konu alıyor.

 

Bengt Danielsson

İnsan Göçü Teorisi konusunda uzmanlaşmış İsveçli bir sosyolog idi. Bengt, İspanyolca konuşan tek mürettebat üyesi olarak, tayinlerden sorumluydu ve tercüman olarak görev yapıyordu.

Gerd Vold Hurum

Keşif boyunca kuru arazide kalmasına rağmen, ekibin yedinci ve belki de en hayati üyesiydi. Washington’daki Norveç Büyükelçiliğinden bir kod uzmanı, keşif gezisinin sekreteriydi. Görevi, Washington ile sal arasındaki iletişimi koordine etmekti ve bu iletişimi daha sonra Norveç’e aktarmaktı. Yolculuğun sonunda ülkelerine geri gönderilmelerini ve yolcuların Beyaz Saray’da Başkan Truman ile görüşmesini sağladı. En kilit ekip üyesiymiş kanımca.

Thor Heyerdahl

Norveçli deneysel arkeolog, antropolog ve kâşif. Henüz Oslo Üniversitesi’nde son sınıf öğrencisiyken zooloji çalışmaları yapmak üzere Güney Büyük Okyanus’taki Markiz Adaları’na gitti. Yolculuk boyunca pozitif yaklaşımından zerre kaybetmeyen lider. Ekibi daima sırtlamanın bir yolunu bulmakta sergilediği ustalık orjinal siyah beyaz belgeselde açıkça belli oluyor.

Zorlu Yolculuk

Üzerinde yolculuk ettiğiniz ilkel bir salsa eğer, Pasifik Okyanusu’ndaki dev dalgaların arasında kibrit kutusu gibi kalırsınız. Çarpan dalgaların aşındırdığı halatlar ve suyu emen kütüklerin hızla çürüdüğünü gördüğünüzde, içinizi büyük bir korku kaplar, emin olun ki. Hemen dibinizde gezinen türlü köpekbalıkları kahvaltıda sizi hayal ediyorken, sal üzerinde adım bile atmak istemezsiniz.

Riskleri yüksek olan bir sal yolculuğunda ortamda daima bir panik havası olur ve krizin iyi yönetilmesi gerekir. Aksi taktirde tüm ekip ciddi psikolojik baskı ve tehlike altında kalır. Bu durumun sonuçları da can kaybı olur. Thor doğuştan yetenekli bir lider ve bir o kadar da iyi bir girişimci olduğunu yolculuk süresince gösteriyor. Elinden gelenin en iyisini sakince yapmaya da ayrıca özenirken, ekibin modunu hep yüksek tutmaya çalışıyor. 4.300 mil boyunca bunu koruyabilmek ayrı bir beceri ve cesaret diyebilirim.

Güney Denizi Adaları’nında yaşayan yerlilerle aynı yıldızları kullanarak yolculuğa çıkan Thor Heyerdahl’ın bu inanılmaz hikayesi kesinlikle izlenmeye değer.

Maceraya Veda Ederken

Geçen her dakikanın, bir zamanlar gelecek olduğunu belirten Thor, inandığınız hedeften asla yılmamanız gerektiğini bu yolculukla bize en etkili şekilde anlatıyor. “Toprak! Bir ada! Onu gözlerimizle açgözlülükle yedik ve uykulu bir şekilde yuvarlanan ve sanki pruvamızın kumsala koşacakmış gibi her yöne bakan diğerlerini uyandırdık. Çığlık atan deniz kuşları, uzak adaya doğru gökyüzünde bir köprü oluşturdular, kırmızı arka plan genişledikçe, güneşin yaklaşmasıyla ve tam gün ışığıyla altın rengine döndükçe ufukta daha keskin bir şekilde göze çarpıyordu.” diyor.

Sessiz şekilde durmak yerine, başkalarına ilham kaynağı olmanın elimizdeki en büyük güç olduğunu görüyorum. İzlemek istediğiniz yıldızları siz seçin. İnanın yolculuğunuzda size en parlak yüzlerini gösterecekler…