90’ları özlemeyenimiz yoktur. Oldies But Goldies kavramının zaman tünelindeki tartışılmaz incisidir 90’lar. Kıyafetler, renkler, müzikler, filmler hepsi ayrı bir lezzete sahiplerdi. Her şeyin tadını çıkarmak ve iliklerine kadar bunu hissetmek, kesinlikle 90’lara ait bir özellikti diye düşünüyorum. Aynı enerjinin oyun dünyasındaki yaratıcılığa yansımayacağını düşünmek de zaten yanlış olurdu.

1990-2005 yılları arası, oyun dünyasında şimdiki gibi olmayan, farklı bir yaratıcılığa ve yaklaşıma sahipti. Pat kütaksiyondan ziyade, yavaş ilerleyen ve çözülmesi gereken bulmacalarıyla zekamızahitap eden, 256 renk grafikleriyle rengarenk pixel dünyalar sunan biryapıdaydı. Oyun severlerin aradığı şey, oyundaki hikayenin sağlamlığı ve akıcıolmasıydı. Bu noktada, öyle iki isim bir araya geldi ki, macera oyunlarındaresmen yeni bir dönem başladı! İnanın; ben buna en çok sevinip, tümçıkardıkları oyunları teker teker oynayıp bitirenlerdenim. Zaten, bu dönem oyunlarınsonundaki bitiş sinematiğinin keyfi başka oyunlara benzemez.

Bir araya gelen isimleri daha fazla merak uyandırmadan yazıyorum ve konuya giriyorum. George Lucas ( Modern uzay masalı Star Wars’un babası ) ve Steven Spielberg ( E.T. ile ay önünden bisikletle çocuk uçuran fantastik yönetmen ).

Steven Spielberg 1985-1987 yılları arasında, NBC için “Amazing Stories” isminde bir dizi ile uğraşmıştı. Bu inanılmaz hikayeler için ter dökerek çalışan yönetmen aynı zamanda bu şov için de bilim-kurgu, fantastik, masalsı hikayeler yazıyordu. Burada şunu kesinlikle anlamanızı istiyorum; daha bu adamın elinde gün yüzüne çıkmamış bir sürü taslak hikaye vardır o dönemden kalan, şimdiden belirtmek isterim.

Steven Spielberg’ün E.T’den sonra en tanınmış film karakteriyse, tartışmasız Indiana Jones’tur. 1981 yılında vizyona giren “Raiders of the Lost Ark”tan sonra, hızını kesmeden bu seriye devam eden yönetmenin aklını, işleyen bu karakteri uzaya taşısa nasıl olur diye bir düşünce sarıvermiş. Yani bir arkeolog ve uzay konseptli bilim-kurgu filmi. Bu zeki adam, çok önceden üzerinde çalıştığı dizi için fantastik bir hikaye yazmıştı. Sıkıntısı ise, tabii ki görsel efektlerin o dönemin koşullarında böyle bir film yapılmasına izin vermiyor olmasıydı. Peki bu onu durdurur mu hiç? Hemen soluğu Indiana Jones serisinde beraber çalıştığı kankitosu George Lucas’ın yanında almış. Hocam biz bu filmi nasıl çekeriz, yapabilir miyiz diye resmen George’u yemiş, bitirmiş bir hafta süreyle.

Bu çabalarının sonunda aldığı cevaptan sonra, daha da bir heyecanlanmış. Neden mi? 1982 yılında San Francisco’da kurulan Lucas Arts isimli oyun firmasının sahibi Lucas amca, biz bu hikayeden muhteşem oyun yaparız demiş. Hem oyun içi efektler film gibi maliyetli olmaz, hem de çok kaliteli bir “Point Click Adventure Game” olur diye de süslemiş. Bilmeyenler için açıklamak isterim; sadece belli komut tiplerine tıklayarak, bilmeceleri farklı objeleri bir araya getirerek ilerlediğiniz yavaş tempolu oyun tarzıdır P.C.A.G.

Yeni oyun için kolları sıvayan bu ikili, inanılmaz bir titizlikle her noktası üzerinde çalışmaya başlamışlar. Saçları beyazlatıp, alınlarına daha fazla kırışıklar eklemişler. Oyunun hikaye akışı, bulmacaların mantıklı olması, seslendiren aktörler, müzik, efektlerin gerçekçiliği, oyun motoru, animasyon kalitesi derken projenin tamamlanması, tam 6 yıl sürmüş. Hatta tam oyunun çıkmasına yakın, senaryodaki bir noktadan rahatsız olan Lucas’ın, istediği değişiklikleri yapabilmek için süreyi uzattığı da ayrıca bilinir.

Oyun çıkarmak isteyen hevesli gençlere duyurulur! Kaliteli oyun çıkarmak öyle kolay değil yani. Öyle bir oyun ki,bugün bile aynı lezzeti verebiliyor, zamanı asla geçmiyor. Bu azim, dayanıklılık ve motivasyonu koruyabilmek de ayrı bir meziyet efendim.

1 Kasım 1995 yılında nihayet “The Dig” piyasaya çıktı ve büyük ses getirdi. Konunun derinliği, bulmacaların kalitesi ve oynanış süresi inanılmaz tatmin ediciydi. O zamanki halimi hatırlıyorum. Ha çıktı ha çıkacak derken geçen 6 yıl içimiz kanırttıktan sonra, nihayet CD-ROM elimdeydi ( evet CD-ROM yanlış okumadınız ). Evde nasıl sevinç ve heyecandan uçtuğumu hala unutamıyorum.

Oyunun konusu standart başlayan bir felaket senaryosu gibi gelse de, sonra öyle güzel bir hamle yapıyor ki, etkilenmemek mümkün değil. Dünyaya yaklaşmakta olan meteoru durdurmak için gönderilen bir ekip söz konusu başta. Görevse çok basit; meteora git, patlayıcıları koy ve patlat, herkesi kurtar. “Deep Impactfilmi hoş geldi” dediğinizi duyar gibiyim. Yalnız tek bir farkla; bu meteor gibi görünen şey, aslında gezegenler arası yardım isteyen uzaylıların gemisi çıkmasın mı? Haydaa! Bizim bu 3 astronotu aldığı gibi, boyutlar arası başka gezegene götürmesin mi?  İşte al sana macera demişler resmen.

Oyun uzayda, bambaşka bir gezegende Indiana Jones’luk yapmak üzerine. Kazılar yapıp, bazı objeleri bir araya getirip hem gezegenden canlı kurtulmak, hem ekibi yönetmek, hem de dünyaya geri dönebilmek tek amacımız. Ortalama oyun süresi 5-6 saat sürüyor ve tek kişi oynanabilen bir oyun. 256 renk paletiyle yapılan pixel animasyon ve mekan tasarımlarını gördüğümde, küçük dilimi yutmuştum resmen. Karakterler ve ortama o kadar alışıyorsunuz ki, oyunu bitirdiğinizde içinizi buruk bir sevinç kaplıyor. Bunda, seslendirme yapan aktörlerin payı gerçekten yadsınamaz şekilde büyük.

Hele bir tanesi var ki; “Terminator 2”deki sıvı robot rolünü başarıyla canlandıran aktör RobertPatrick. Commander Boston Low’u başkası seslendirse, inanın bu kadar etkileyici olmazdı. Oyunun bir demo versiyonuna bakıp karar vereyim diyenler varsa, buradan oyunun demosunu indirebilirler. ScummVM bu tip oyun motoruna sahip eski oyunları oynamanıza imkan veren bir emülatördür. Lucas Arts severlerin bunu kaçırmayacağına eminim.

Peki neden bu kadar eski bir oyun hala bu kadar sevilmekte ve beğenilmekte? Hatta remastered yapılacak oyunlar listesinde en başı çekip liderliği korumakta?

Sebebi şüphesiz ki; kendini işe adamak, takımın ruhunu korumak ve severek yapmakla ilgili. Tabii bir şeyi kafanıza takıp, inat edip bir şekilde gerçekleştirmek için çözüm ararken, sabırlı olmak da bir o kadar önemli.

Aklınıza gelen güzel hikayeleri “bundan kime ne” demeden oturup yazın derim. Kim bilir belki bir oyuna ilham kaynağı olur, yıllarca oynansa da eskimeyen bir eserin sahibi olursunuz. Dünya, kendi fikirleri ve hayallerine saçma diyerek otosansür uygulamak yerine, paylaşan yönetmenler, yazarlar ve sanatçılar sayesinde güzelleşiyor.

Notlar:

AppleTV Original olarak 2020 reboot “Amazing Stories” tekrar başladı bu türle ilgilenenlere önemle duyurulur.

Amazing Stories 2020 iMDb

AmazingStories 1985-1987 iMDb

EmulatorScummVM

Orijinal oyunları satın almak isteyenler https://www.gog.com üzerinden temin edebilirler. Emulatör sayesinde PC, Mac farketmeksizin satın aldığınız oyunları problemsiz çalıştırabilirsiniz.

Oynanması gereken meşhur LucasArts Point Click Adventure Game listesi:

  1. Full Throttle 1987
  2. The Secret of Monkey Island 1990
  3. Monkey Island 2: LeChuck’s Revenge 1991
  4. Indiana Jones “Fate of Atlantis” 1992
  5. Day of the Tentacle 1993
  6. Sam & Max Hit the Road 1993
  7. The Dig 1995
  8. The Curse of Monkey Island 1997
  9. Escape from Monkey Island 200
  10. Tales of Monkey Island 2009