Çok geniş bir kütüphanenizin olmasına gerek yok. Ama bazı kitaplar var ki onlara sahip olmanız, başucunuzda durması, ara ara sayfalarını karıştırmanız hayat kalitenizi yükseltir diye düşünüyorum. Sizinle bir kadını başucu kitaplarını paylaşmak istedim.

Tüfek, Mikrop ve Çelik – Jared Diamond

Her şeyden önce tarihi bilmek gerekli diye düşünüyorum. Uygarlıkların gelişim tarihini, bugün dilimizden düşürmediğimiz tarih yazımı, ataerkillik, mülkiyet, tarım devrimi, toplumsal cinsiyet, bilim devrimi, feminizm konularının tarihini bilmek, konular arasında bağlantı kurabilmek adına çok önemli.  Pek çok okulda ders kitabı olarak okutulduğu için, Pulitzer Ödüllü olduğu için ve daha da önemlisi bu konuda yazılmış diğer kitaplarda bu kitaba sıkça referans gösterildiği için bu kitabı seçtim. Ama siz bu konuları bulabileceğiniz diğer kitapları da seçebilirsiniz.

Seksin Doğası – Dr. Carin Bondar

Biraz daha tarih okumanın kimseyezararı olmaz. Hele ki konu varoluşun en eğlenceli aşaması ise. İtiraf edelimseks hakkında konuşmaktan hepimiz keyif alıyoruz. Biyolog Dr. Carin Bondar,bonobolarla ne kadar yakın akraba olduğumuzu açık seçik ve eğlenceli birşekilde anlatıyor. Kitabın sonunda size her ay sıkıntı yaratan yumurtalıklarınızıdaha çok seveceksiniz.

Kadın İkinci Cins – Simone de Beauvoir

Varoluşçu Feminist akımının kurucusu Simone De Beavoir’in en çok okunan eseri “Kadın – İkinci Cins” her kadının en az bir kere mutlaka okuması gereken bir kitap. Kadının gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemlerini ayrıntılarıyla anlatan bu kült eserde Beauvoir, ataerkilliğin kadınlar kadar erkekleri de yeniden ürettiğinin altını çizer. Ev içi emek, annelik, evlilik, kadın bedeninin tahakkümü konuları her sayfada yeniden ele alınır.

Kendine Ait Bir Oda – Virginia Woolf

“Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!..” Virginia Woolf kadınların aklından çıkmaması gereken bu cümleyi yazar 1929’da. Geçerliliğini ilk günkü gibi koruyan bu cümle ile “Kendine Ait Bir Oda”, başucu kitabı olarak elinden düşmemesi gerekiyor.

Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir – Emma Goldman

Emma Goldman’ın makalelerinden oluşan kitap dönemi için anarşist olabilir ama günümüzde bizim başucu kitabımız. Neticede o bizim Kızıl Emma’mız. Edgar Hoover onu “Amerika’nın en tehlikeli kadınlarından biri” diye nitelemişti. Doğum kontrolü ve zorunlu askerlik ile ilgili düşünceleri nedeniyle ABD vatandaşlığından çıkartılarak Rusya’ya sürülmesi, tarihte cadı diye nitelendirilerek yakılan kadınların durumundan ne kadar farklı olabilir ki…” Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir” kadınları içine hapsoldukları esaretten kurtulmaya cesaretlendiriyor.

Cinsiyet Belası – Judith Butler

Bu kitap Queer kuramın öncü metinlerinden biri. Bildiğimiz kadın kavramı ve kuramlarını yerle bir eden bu metnin en önemli sorusu “Toplumsal Cinsiyet mi Cinsiyeti Doğurur, Cinsiyet mi Toplumsal Cinsiyeti?” Yayınlandığı günden bugüne pek çok kitaba ilham olan bu sorunun yanıtı hala bulunmuş değil.

Kadının Adı Yok – Duygu Asena

Kitabın kapağında da yazıyor ya… Onu çok özlüyoruz! Her aklıma geldiğinde onu tanıyamamış olduğuma gözlerimindolmasını bir kenara bırakıyorum. Kadının Adı Yok sadece kadınların değil,erkeklerinde başucu kitabı olmalı. Satır aralarında kadınların ikinci plana atılmasının acısını hissediyorsunuz. Babasının sen yapamazsın kız çocuğusun deyişlerine kulak asmadan sağlam bir iradeyle karşısında dikilen ve azmi iledudak uçurtan baş kahramanı kim bilir kaç genç kadın idol belirledi. Kitabın yayımlandığı yıllarda yasaklanmasının ana nedeni de bu satır aralarındaki uyanış olsa gerek.

Kadınlar Neden Yazdıkları Her Mektubu Göndermezler – Darian Leader

Çok fazla bilinen bir kitapolmamasına rağmen benim çok sevdiğim kitaplardan. Darian Leader pek çok erkeğinfikrinin dahi olmadığın, kadınlığın arka bahçesine girmeyi başarmış bukitabında bana kalırsa. Çok başarılı soruları var. Kitaba adını veren sorudabunlardan birisi. Her ne kadar artık mektup yazmasak da eskiden mektuplarınızı nerede saklardınız?

Damızlık Kızın Öyküsü – Margaret Atwood

Ve bir distopik roman. Maviler, yeşiller ve kırmızılar… Damızlık olanlar. Roman kadınların meta haline gelişini gözler önüne seriyor. Tabi gelecekte de bu sürecin daha kötü sonuçlarının olacağının ipuçlarını veriyor. Okurken kendinizi depresif, sinirli, kaşları çatık bulabilirsiniz. Hatta kitabı bitirince bu neydi şimdi diye de düşünebilirsiniz. İdam edilen insanlar varken havadan sudan konuların konuşulduğu bir roman kimin canını sıkmaz ki. Ama Atwood tam da bunu yapmak istiyor. Sizi rahatsız etmek istiyor, canınız sıkılsın, isyan edin istiyor. Neticede distopik dünyasında anlattıklarının çoğunu yaşamıyor muyuz?

Kadın Beyni Erkek Beyni – Dr. Sekan Karaismailoğlu

Serkan Karaismailoğlu sinirbilimin anlaşılır olması için bildiğimiz pek çok konuyu tatlı tatlı anlatan bir hoca benim için. Ted konuşmalarına da kitaplarını da çok sevdim.  “Kadın Beyni Erkek Beyni” kadın-erkek ilişkilerine dair hayat kurtarıcı püf noktaları ile bize bambaşka ufuklar açıyor. Beynin anatomik yapısını, hormonları, kolay bir dille anlatıyor. Siz okuyun ardından kocanız, sevgiliniz, oğlunuz, hayatınızdaki erkek figür kimse ona da okutun. Kitap bitince çok komik diyaloglar sergiliyorsunuz. Bizim diyalogumuz “amigdalaya seslenmek” üzerine gelişiyor her defasında. Beyinlerin de cinsiyeti olduğunu öğrenmek “Kadın ve erkek birbirini anlayamaz” klişesini yeniden düşünmenize neden olacak.

Sorun Sende Değil Hormonlarında – Nicki Williams

35 yaşına geldiyseniz bu kitap size. Menapoz için erken olduğunu düşünüyorsanız bu kitap size. Rejimlerden sonuç alamıyorsanız bu kitap size. Nicki Williams kendi menapoz öncesi tecrübelerinden yola çıkarak bizi bir gerçekle tanıştırıyor. Hormonlarımızı mutlu etmeliyiz.  Yaşam kalitemizin artmasını menapoz öncesi dönemden başlayarak vücudumuz için çalışmaya bağlayan Williams kurduğu Happy Hormones For Life ile de güçlendirmiş. Kitapta 4 temel hormon ile ilgili püf noktaları, sağlıklı beslenme ile testler ve ipuçları var. Başucu kitaplarına eklensin

Bonus: Etin Cinsel Politikası – Carol Adams

Çok bahsi geçen ama benim daha okumaya fırsatımın olmadığı bir kitabı ekleyerek kendimi de kitap için motive etmiş olayım. Carol Adams’ın kitabı feminizm ve veganlık arasında kurulması imkânsız görülen bağlantıyı başarı ile kurması nedeniyle çok övgü almış. Uzun zamandır alınacaklar listemde olan kitabı okumayı yeniden gündemime alıyorum.

18 Mayıs.. 11 sene önce aramızdan ayrılan Türkan Saylan için zamanın durduğu gün.. Onu sevenler, onunla yeniden hayata gelenler, onun ışık olduğu binlerce kız çocuğu, onun sayesinde olan bütün iyilikler için unutulmaz gün.. Aramızdan ayrılışının 11. Yılında, Ayşe Kulin’in kaleme aldığı “Türkan Saylan… Tek ve tek başına!” kitabını okumanızı da önerilerim arasına eklemek isterim.