Jenerik müziğini ne zaman hatırlasam gözlerimin dolu dolu olduğu He-Man’in yeri hep ayrıdır. Sadece çizgi filmden ibaret bir şov değildi benim için. “Gölgelerin Gücü Adına, Güç Bende Artık!” cümlesini söyledikten sonra; pazar torbalarını taşırken anneanneme yardım etmekti, dedemin gazetesini arka odadan getirmekti. Komşumuz olan Nurten teyzeye yazın halısını yıkarken yardım etmekti; yani kısacası kahramanlık ve iyilik yapmak, içimdeki gücü keşfetmekti. Aç kalan sokak hayvanlarını beslemek, benim dünyamda kendi Atılgan’larımı yetiştirmekti. “Atılgan yetiştiricem ben” derken o siyah yavru kediden yemediğim tırmık kalmamıştı inanın.

Peki bu hikayenin asıl kahramanları kimlerdi hiç düşündünüz mü? Bu hikaye nasıl ortaya çıktı, mitolojisi nasıl oluştu, nereden geldi ve anılarımızda, özellikle de bizim kuşağımızdaki kişilerde nasıl bu kadar derin izler bırakabildi?

Her şey bir oyuncak firmasında başladı. “Action Figure” denildiğinde 1975’te ilk akla gelen firma “Mattel”di. Birçok film ve çizgi filmin lisanslarını elinde barındıran ve oyuncak üretimini yapan Mattel için film, dizi çıkış tarihleri inanılmaz önemliymiş. Önemli gün takvimlerine göre çalışan firma, yılbaşına denk gelmeyen filmlerin oyuncakları için asla sözleşme yapmayan tarzıyla bilinirmiş. Hatta Star Wars’ın çıkış tarihi denk gelmediği için, Geroge Lucas’la son anda imzadan dönmüşler (valla deliler).

Mattel’in sahibi, “Conan” karakterinin babası olan Frank Frezetta’dan çok etkileniyormuş o dönemde ve buna yakın bir oyuncak çıkarmayı iyice kafasına takmış. Tabi şiddet içerikli ögelere sahip, barbar, vahşi bir oyuncağı evebeynler nasıl alır ki sorusu da çözülmesi gereken en büyük problemmiş. Çünkü Toys “R” Us ve Walmart sunum tarihleri yaklaşıyormuş. “Space-Military-Fantasy” bu ögelere sahip bir fikir için çırpınmaya başlamış.

Firma içerisinde deliler gibi dolaşıp dururken, gözü bir şekilde çizeri Mark Taylor’un masasında duran çizime ilişmiş. Boş zamanlarını değerlendirmek adına Mark’ın yaptığı bu şablon çizim, hayal etmeye çalıştığı karaktere inanılmaz benziyormuş. Gözüpek, kaslı, kılıcı ve kalkanı elinde olan bu yiğit karakterin ismi “Torak”mış. Bu arada bilmeyenlere ek bilgi olsun, action figure dünyasında bu minik aksesuarlar çocuklar açısından oyuncağa inanılmaz bir oynanabilirlik sağlar. İsim konusunda konuşmaya devam ederken, arkalarında duran asistanlardan birinden He-Man ismi çıkınca resmen bir aydınlanma gelmiş.

İyi karakterin gücü, kötü karakterle ölçülür.” diyen firma sahibi ve çizer karakterlere ne isim vereceklerine çok takılmadan taslak tipler üzerinde çalışmaya başlamışlar. Hatta kendi aralarında İskeletor’a D-Man (Demon) demişler, Teela onlar için Wo-Man’mış. Bu isim ucuzluğundan onları kurtaransa, yazar Don Glut olmuş ve karakterler bugün bilinen isimlerine kavuşmuşlar.

Peki bu güç hikayesi nereden geldi diyorsanız onu da anlatayım, inanılmaz bir kartopu etkisi. Mattel oyuncakları piyasaya sürmeden önce, çocuklarla beraber test etmek istemişler ve 20 çocuktan oluşan bir odaya tüm karakterlerin olduğu bir masa düzenlemişler. Yaklaşık 2 saatin sonunda şunu farketmişler ki, çocukların konuşmaları emir kipi ve güç kelimelerinden ibaret olmaya başlamış. Bu güç isteme arzusu, kendi isteklerinin dışarı vurması ve özgüven yapılanması bugün herkesin bildiği “Gölgelerin Gücü Adına, Güç Bende Artık!” cümlesinin doğduğu an olmuş. Öyle güçlü bir mesaj ki, dillerinden düşmemiş. Çocuklar oyuncakları o kadar sevmiş ki, bazılarının ceplerinde oyuncakla beraber çıkıp gittikleri sonradan farkedilmiş. Buradan çok güçlü bir satış çıkacağını anlayan firma sahibi “Bizim iyi bir hikaye ve sembole ihtiyacımız var.” demiş. Marx Toys’un “Navarrone Giant” oyuncak serisinden etkilenen ekip Gölgeler Şatosu’nu ortaya çıkarmış. Üretilen her şatonun sprey boyayla boyanmasını isteyen ekibin amacıysa çocuklar üzerindeki etkiyi ölçmekmiş. Yalnız sıkıntı şu olmuş şato He-man değil de daha çok İskeletor’a ait gibi duruyormuş. Bu durumu çözmek için hemen kolları sıvayan firma, güç kılıcı fikriyle bu boşluğu hemen doldurmuş. Aslında kılıç iki parça ve her iki parçaya sahip olan gücü elinde tutuyormuş. Şato, kapısını ancak bu kişiye açıp gücün merkezine kabul ediyormuş.

Konsept, hikaye, oyuncak kalıpları derken bütçede bir hayli açık veren Mattel, bu sıkıntıyı nasıl atlatırız diye kara kara düşünürken, çözüm çalışanlardan birinin çocuğundan gelmiş. Elinden tüm gün düşürmediği ve He-Man’le beraber oynadığı bir kaplan figürü. “Big Jim” oyuncakları için üretilen ve satılmayan seriden kalan kaplan figürünü tekrardan boyamaya verip, uygun bir miğfer yapıp yeşile boyayan firma Atılgan’ı ortaya çıkarmış. Mattel Atılgan sayesinde, resmen bu durumdan kurtulmuş. Sadece bu kaplan o kadar büyükmüş ki, He-man oyuncak serisi yanında binek hayvanı gibi kalıyormuş, üzerine eyer tasarlayan firma resmen kurnazlık noktasında çıtayı arşa taşımış diyebilirim.

Gelelim isim aşamasına. Eğer çocuklar için bir oyuncak yapıyorsanız çarpıcı bir isim bulmalısınız. Öyle baştan savma bir isimle iyi bir satış yapmanız, müşteriler çocuksa neredeyse imkansız. İlk isim önerisi “He-Man-Lord of Power” olarak sunulmuş; ama bu isim daha çok tarikat ismi gibi durduğundan bugün bilinen adıyla “He-Man- Masters of the Universe” ismine kavuşmuş. Oyuncak kutularındaki çizimleri de Rudy Obero üstlenmiş ve bir tasarımcı olarak söyleyebilirim ki, harikalar yaratmış; resmen posterlik çizimler. Unutmayın, o dönemde yetenekli tasarım programları yoktu. Çizimlerin hepsi yağlı boyayla yapılıp ambalaj için kopyalanmıştı. Tüm bu oyuncak karakterlerin sunumu sırasında gelen en acı yorumsa; bu karakterleri, hikayeyi nasıl çocuklara aktarabilecekleri sorusuymuş. Çözümü yine inanılmaz bulmuşlar, oyuncaklarla beraber aynı kutuda verilecek olan He-Man çizgi romanları. İyi de bunu en iyi nasıl yaparız diyen ekibe cevabı, 1982’de 4 kitaba da imza atan Don Glut ve Alfredo Alcala vermiş. Hatta bu kitaplara çocuklar o kadar ilgi göstermiş ki, Mattel “DC Comics”le anlaşarak bir mini seri çıkarmış. Serilerden birinde Superman VS He-Man; o derece yani.

1982 sonlarına doğru, Mattel animasyon stüdyosu olan “Filmnation”la masaya oturmuş ve çizgi film olarak bize sunulan 30 dakikalık seriye imza atmış. Filmnation’ın en yetenekli direktörlerinden biri olan Gewn Wetzler’ı sırf kadın olduğu için zorlayan herkese, kadın gücünü sonuna kadar göstererek karşı çıkıp hayalindeki He-Man dünyasını anlatmış. Yalnız aşılması gereken bir engelle daha karşılaşmış sevgili Gwen. Her kafadan ayrı çıkan fikir, kitap ve karakter hikayesinden dolayı mitoloji çökmüş. “Eternia” muhteşem gezegen ismi ve tüm mitolojisiyle çözüm babası ise, Michael Halperin olmuş ve tüm taşlar işte o zaman yerine oturmuş.

Çocuk programı kanun değişikliği nedeniyle, tüm sorumluluk program lisans sahibinin olunca seri sonlarına barış, yardım mesajları içeren kısımlara yer vermişler. Çizgi film her ne kadar kötüleri öldürmeyen bir tarzda olsa da, çocuk psikologlarından ciddi danışmanlık aldıkları bir dönem olmuş. Orko karakteri de zaten bu amaca hizmet etmek için yapılmış ve Mattel’in sahibi Lou Scheimer tarafından seslendirilmiş. Bu rüzgarla She-Ra doğmuş, yani kadın gücünün yansıtıldığı ve gelen tüm baskılara rağmen karakterin tanıtıldığı seri başlamış. Bir kanalda “Power Hour” şeklinde He-man ve She-Ra arka arkaya yayınlanmaya başlamış ve 1982-1987 yılları arasında bu yayın akışı kesintisiz devam etmiş.

Ancak tüm bu yükselen süreç içerisinde tek bir hata Mattel’e pahalıya patlamış. Abartmak! Bir şeyi ne kadar abartırsan; o kadar tüketir ve eskitirsin. Firma o kadar çok karakter ve oyuncak çıkarmış ki, raflarda satılmadan kalan ürün saysı yüzünden çok büyük yara almış. Kurtarmak için film çekme fikri akıllarına gelmiş ve;

Masters of the Universe (1987)’ü çıkarmışlar.

www.imdb.com/title/tt0093507

Ama yine işe yaramamış ve Mattel uzun süren bir uyku dönemine girmiş.

Filmi video kasette izlemiş biri olarak söyleyebilirim ki; He-Man’le yakından uzaktan alakası yoktu ve resmen çocuk uyutan yavaşlığındaydı. Çok zor şartlarda, inanılmaz bir ekip çalışmasıyla, harika makyaj ve setler içerisinde çekilmesine rağmen, tam bir fiyaskoydu. Çalışma şartlarıysa, tüm aktörleri zorlayan cinstendi. 40 derece sıcaklıkta klimasız bir sette çalışan Hayvan Adam kostümlü oyuncu gün aşırı baygınlık geçirmekten iflahı kesilmiş diye duydum. Yine de filmi kurtarmak için yönetmen Gary Goddard elinden geleni yapmış diyebilirim.

Adventures of He-Man, She-Ra and the Princesses of Power gibi yeni jenerasyon çizgi dizilerle bu kahramanlar hala bizimle olmaya devam ediyorlar. Her yeni maceraları beni mutlu ediyor, eski anılara götürüyor ve gözlerim doluyor. Bu hissiyatı en güzel destekleyen oyuncak firması Four Horseman oldu ve Mattel’le el sıkıştı. 2001 yılında tamamen yeni ve nostaljik He-Man konseptiyle oyuncaklarını tanıtan firma, benim gibi fanları derinden etkiledi. Açık hava sinemasında tüm eski He-man bölümleri için buluşuldu ve çok tatlı etkinlikler düzenlendi. Çizerler, yazarlar, tasarımcılar bir araya geldi.

Ben bu kahramanların yaşamasını isteyenlerdenim. 6-7 yaşlarında içlerindeki kahramanı keşfedecek daha çok çocuk var. Olumsuzluklara ve engellere karşı gereken özgüveni besleyen Eternia kahramanı He-Man’e daha çok iş düşecek.

He-Man’in bize söylediği gibi “Eğer ilkinde başaramazsan asla yılma, yine dene ve kendine inanmaya devam et.