Zamanda biraz geriye gidelim; 1994 yazı Antalya’dayım, arkadaşım Duygu’nun evindeyiz. Bir yandan Duygu önümde “Last Blade” oynuyor (2D Fighting Game, çok iyidir, tavsiye edilir. MAME Emulator’le oynayabilirsiniz), diğer yandan sıcaktan ikimiz de bilgisayar yanmasın diye dua ediyoruz. Zaten havadaki nem oranı öyle bir seviyede ki, ağzımızdan çıkan hava baloncukları bize özel efekt yapıyor. Gün böyle nasıl geçer diye düşünürken Emre aradı Duygu’yu. Adamın yüzüne yansıyan heyecan, etrafındaki nem oranını anında temizledi. Aurasına resmen HD görüntü kalitesi geldi.

“Abi kalk gidiyoruz, Emre bizi anime izlemek için çağırdı! Hem de Street Fighter Animated Movie, yürü, yürü.” Bir panik havası, haberim yok olay nedir, zaten öğlen sıcağında dışarı çıkacağız. Güneşe “al bedenim senin, buyur radyasyon yolla bana” der gibi. Neyse, çıktık gittik Emre’lere, evde 2 arkadaş daha var tanıştık, selamlaştık. Ortamda bir “Nerd Party” esintisi… Derken Emre He-Man’in kılıcını havaya kaldırdığı gibi elindeki film CD’lerini gösterdi. “İşte burada oğluuum, tek bir tane kalmıştı hemen kaptııım.” diyerek bize… Ben hala meraktayım! Evdeki herkes teker teker CD’leri inceledi (ben dahil), sanırsın meteor parçası düşmüş, biz de bakıyoruz. Neyse, Emre ilk CD’yi bilgisayarının CDROM sürücüsüne titizlikle yerleştirdikten sonra filmi başlattı. Biz 4 kişi 14 inçlik monitörün önüne, akvaryumdaki balıkların yemin başına toplandığı gibi yapıştık. Başladık izlemeye…

İlk on dakikada resmen hayalgücü çakralarım açıldı. Herkesin bildiği Street Fighter’ı oynamayan yoktur herhalde. Yalnız bu oyundan bu hikaye nasıl çıktı, nasıl bu kadar iyi yedirildi pes demiştim. Müzikler, çizimlerdeki gölgelendirmeler, ses efektleri, seslendirmenler, hikayenin sağlamlığı tadından yenmez derecedeydi. Sanırım o gün 3 kez arka arkaya izledik ve her seferinde yeni detaylar fark ettik. Çok iyi hatırlıyorum, sanki özel bir kabul töreni yapılmış gibi herkes yüzünde bir gülümsemeyle bana bakıyordu film bittiğinde. Emre ve Duygu bana dönüp “Ooo Ender bunu sevdi. Merak etme başka animeler de var, daha çok izleyeceksin.” demişlerdi ve haklı çıktılar. Takip eden günlerde öyle bir Japon Anime dünyasına daldık ki hep beraber, izledikçe daha fazlasını ister olmuştum. Hatta o yaz en çok beğenilen tüm Japon animelerini hep beraber izleyip, hızlı eğitim alarak Duygu ve Emre nazarında mezun olmuştum. Artık bir çekirge değil, ustaydım. Japon animesi öyle bir şeydir ki bulaşıcıdır, sen izledikçe, beğendikçe istersin ki, başkaları da haberdar olsun. Gerçekten çok şey kaçırdığınızı, bu hikayelerin anlattığı dünyaya dalınca anlıyorsunuz. Bazıları dizi, bazılarıysa film olan bu yapımların ne derece emek gerektirdiğini izlerken hissedeceğinize emin olabilirsiniz. Öyle yapımlar var ki, bitmesi 10 yıl kadar sürebiliyor; ama sonunda ortaya tam bir baş yapıt çıkıyor. Sizi de bu dünyanın içerisine alıp büyülüyor.

Artık kapıları açmanın ve başka bir boyuta geçmenin zamanı geldi! En çok beğendiğim Japon animelerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Sıralayacağım yapımların bazılarını Netflix platformunda bulabilirsiniz, bunları ayrıca belirteceğim. Lokasyon yüzünden bazılarına ulaşamasanız da, çoğu Türkiye’den izlenebiliyor.

Vampire Hunter D (1985)
IMDb 7.2

www.imdb.com/title/tt0090248

Genç bir kız, onu ısırmış vampiri öldürmek için bir vampir avcısının yardımını ister; ama emin olun bu avcı asla sıradan biri değil. Hikaye örgüsünün gücünü tam tamına 25. dakikada hissediyorsunuz, kendinizi hazırlayın derim.

Yapım yılına oranla oldukça başarılı bir animasyon. Elden geçirilip HD olarak tekrar sunulması gereken yapımlardan kesinlikle.

Fist of the North Star (1986)
IMDb 8.3

www.imdb.com/title/tt0091211

Uygarlık nükleer bir felaket sonrası yok olmanın eşiğinde. Sadece güçlü olanın hayatta kaldığı bir dönem. Serpintiden sağ kalanlar, yiyecek ve su için mücadele halinde. Göğsünde derin yara izleri taşıyan Kenshiro’nun hikayesi bu. Genç bir hırsız ve yetim bir kız ve Kenshiro, bu dünyaya adalet getirmek istiyor.

İnanın bu hiç de kolay olmayacak!

Wicked City (1987)
IMDb 6.7

www.imdb.com/title/tt0098692

İki ajanın bir iblisle olan mücadelesini konu alan bu anime, büyük aksiyon sunan cinsten. İnsan dünyası ve “Kara Dünya” arasındaki barışın devamını sağlamak valla hiç kolay değil.

Zaten başından sonuna kadar iki ajanın başına gelmeyen kalmıyor izleyince siz de göreceksiniz.
“Bırakın da bir nefes alalım” cümlesini sesli şekilde söyleyeceğiniz kesin.

Akira (1988)
IMDb 8.0

www.imdb.com/title/tt0094625

Oy oy ooy, böylesi anime nadir gelir bu dünyaya. Çizimlerdeki kompleks yapılar aklınızı başınızdan alacak. İnanın bu kadarını beklemiyorsunuz yapım yılına bakınca. Gizli bir askeri proje yüzünden, bir motorcu çete üyesi psişik güçler kazanıyor ve ortam karışıyor.

Bu genç süreçte nasıl psişik bir psikopata dönüşüyor göreceksiniz.

Demon City Shinjuku (1988)
IMDb 6.4

www.imdb.com/title/tt0094995

Ya ben bu anime yüzünden gaza gelip Japanese Wooden training Sword aldıydım ya. Evde paso kola kutuları havalarda uçuştu.

Genç savaşçımız, babasının başlattığı bir savaşa dahil olup, Cehennem’e boyut kapısı açan şeytani bir psişiği yenmeye çalışıyor. Güzeller güzeli Sayaka’yı da korumak cabası tabii.

Ninja Scroll (1993)
IMDb 7.9

www.imdb.com/title/tt0107692

Yani şöyle bir animenin devamı da gelmedi ya, ne diyeyim ben şimdi? Akıllara zarar dövüş sahneleri var bu yapımda. Dizi versiyonu da var; ama tadı aynı değil. Geçmişi fırtınalı olan bir kılıç ustasının yolu ninja bir kızla kesişince başlıyor hikayemiz. Tüm klanını yok eden kişinin peşinde olan bu kızın bilmediğiyse, kılıç ustasının bu düşmanla daha önce karşılaştığıdır.

Street Fighter II: The Animated Movie (1994)
IMDb 7.3

www.imdb.com/title/tt0114563

İşte yazımın başındaki çılgın yapımın ta kendisi. Uluslararası terör örgütü Shadowlaw’ın acımasız lideri Bison, yıllardır gezegendeki en büyük savaşçıyı umutsuzca aramasıyla başlıyor hikayemiz. Hadouken atasım geldi Bison’a.

Peki bulunması en zor savaşçı kim derseniz, elbette ki Ryu ve Ken. İzleyin, izleyin, izleyin…

Ghost In The Shell (1995)
IMDb 8.0

www.imdb.com/title/tt0113568

Başlangıç müziği asla aklınızdan çıkmayacak!

Bir yapay zeka insanoğluna ait tüm bilgileri öğreniyor ve bir benliği olduğunu keşfediyor. Yaşam devamlılığı için de iltica etmek istiyor. Bu arada da bir cyborg polis memuru ve ortağı, Kukla Üstat olarak adlandırılan gizemli ve güçlü bir hacker’ı yakalamaya çalışıyor.

Princess Mononoke (1997) – Netflix
IMDb 8.4

www.imdb.com/title/tt011969

Görsel şölen var toplanın! Hayao Miyazaki’nin ellerine sağlık diyorum buradan. Bu nasıl bir yapım arkadaş? En az 9 kez izlemişimdir.

Ashitaka Tatarigami’nin lanetini tedavi etmek amacıyla bir yolculuğa çıkıyor. Kendini orman tanrıları ve bir maden kolonisi olan Tatara arasındaki savaşın ortasında buluveriyor.

Vampire Hunter D: Bloodlust (2000)
IMDb 7.7

www.imdb.com/title/tt0216651

İlk animenin başarısından sonra gelen bu yeni yapım çok efsane. Varlıklı bir ailenin kızı güçlü vampir Meier Link tarafından kaçırıldığında, onu geri getirmek için efsanevi bir ödül avcısı tutuluyor. Peki kim bu avcı derseniz, tabii ki “D”.

Yalnız animenin sonu ters köşelerle dolu, hemen başından olay anladım sanmayın yani.

Spirited Away (2001) – Netflix
IMDb 8.6

www.imdb.com/title/tt0245429

İzlemeyen kaldı mı acaba? Ödüllerden ödüllere koşan animedir. Bir ailenin banliyölere taşınması sırasında olaylar gelişiyor. 10 yaşındaki somurtkan kızları tanrılar, cadılar ve ruhların yönettiği ve insanların hayvanlara dönüştüğü bir dünyaya balıklama dalıveriyor.

Bu yapımın müzikleri halen kulaklarımda.

Samurai 7 (2004) – Netflix
IMDb 7.7

www.imdb.com/title/tt0482424

Umarım bu dizi Türkiye’den izlenebiliyordur. Mesaj yağmuruna hazır ol Netflix.

Hikayemiz Feodal Japonya’da geçiyor. Her hasat mevsiminde haydutlar tarafından basılan küçük bir köy var. Topraklarını savunmaya yardımcı olmaları için bazı samurayları kiralamak istiyorlar ve şehre gönüllüler yolluyorlar.

Howl’s Moving Castle (2004) – Netflix
IMDb 8.2

www.imdb.com/title/tt0347149

Yahu bu anime alemi ne çekti şu cadı ve lanetlerinden. Kurban bir genç kadının, eski bir bedenle kindar bir cadı tarafından lanetlenmesiyle başlıyor.

Üzerine bir de büyüyü bozmak için, yürüyen bir kalede yaşayan genç büyücüyü bulmaya çalışıyorsun. Valla kolay gelsin…

 

Death Note (2006) – Netflix
IMDb 9.0

www.imdb.com/title/tt0877057

Baştan söylemek isterim, bu animenin yeri bir başkadır. Soluksuz izlenir, gözünüzü alamazsınız. Bir lise öğrencisinin eline ölüm meleğinin defteri geçerse ve isimleri bu deftere yazılan kişiler ölürse sizce neler olur?

İnanın eşimle beraber bu diziye öyle bir sarmıştık ki, evde çerez kalmadı o gün.

One Punch Man (2015) – Netflix
IMDb 8.8

www.imdb.com/title/tt4508902

Market indirimini kahramanlık yapacağım derken kaçıran ve sonrasında hala vaktim var diyerek dağı kırıp koşan bir kahraman olur mu?

Valla oluyor, bu animasyondaki kahramanımız aynen bu tipte biri. Saitama ile Superman karşı karşıya gelse, valla tüm paramı Saitama’ya yatırırım şimdiden söyleyeyim.

Castlevania (2017) – Netflix
IMDb 8.2

www.imdb.com/title/tt6517102

Tüm çıkan oyun versiyonlarını oynamıştım Castlevania’nın. Animesini izlemeden edemezdim zaten. Bir de üzerinde bu kadar başarılı şekilde diziye çevrilmiş, kaçar mı hiç?

Vampir avcısı Trevor Belmont ve arkadaşlarının, Dracula’nın kontrol ettiği yaratıklar tarafından kuşatılmış bir şehri kurtarma çabasına şahit oluyoruz…

Flavors of Youth (2018) – Netflix
IMDb 6.6

www.imdb.com/title/tt8176578

Çin’in 3 farklı şehrinde geçen 3 farklı gençlik hikayesini izliyoruz bu yapımda. Oldukça etkileyici bir yapım, özellikle de animasyon teknikleri açısından.

Şehir manzaralarını nasıl çizmişler akıllara zarar, ben kalakaldım ekran başında. Hani bunu çizen adam şimdi gözlük takıyor cinsinden.

Şimdi tüm bunların dışında kalan, bambaşka bir animasyon eklemek istiyorum bu listeye. Çünkü bu dizinin hayatta izlenmeden geçilmesi mümkün olmayan bir yeri var. Mutlaka birilerinden duymuş, yorumlara denk gelmiş, bir yerlerden spoiler yemeniz kaçınılmaz. Nickelodeon’un göz bebeğidir desem, elementleri bükme desem? Evet bildiniz, Avatar: The Last Airbender’dan bahsediyorum. Kulağıma gelen son bilgiyse, Netflix yakında HD olarak bu yapımı bizlerin beğenisine sunacak. Dileriz en kısa zamanda olur da keyifle seyrederiz.

Seriyle ilgili detaylar hemen altta;

Avatar: The Last Airbender (2005)
IMDb 9.2

http://www.imdb.com/title/tt0417299

Yani dizideki hikayenin derinliğini nasıl anlatsam bilemedim. Ya da Iroh Amca’nın çay keyfini ve buna bozulan Prens Zuko’yu. Şöyle başlayalım: Dünya dört ulusa ayrılmıştır – Su Kabilesi, Toprak Krallığı, Ateş Ulusu ve Hava Göçebeleri.

Her bir ulus farklı elementleri kontrol etme ve manipüle etme yeteneğine sahiptir. Sadece Avatar, dört elementi de yönetebilir. Acımasız Ateş Ulusu dünyayı fethetmek ister ve yeterli güce sahip tek bükücü Avatar ortadan şıp diye kaybolur… şimdiye kadar.

Su Kabilesi’nden olan Sokka ve Katara, büyük bir buzul kütlesi içerisinde beliren Aang’ın uzun süredir kayıp olan Avatar olduğunu keşfeder.
4 elementin hepsine hakim olma, dünyayı Ateş Ulusu’ndan kurtarma yolculuğunda Aang’e yardım etmek isterler ve maceraların en büyüğüne atılırlar.

The Legend of Korra (2012)
IMDb 8.4

www.imdb.com/title/tt1695360

“Avatar: The Last Airbender”ın sonrasını konu alan bu takip dizisi, 70 yıl sonrasını anlatıyor bizlere. Aang’ten sonraki Avatar olan Korra’nın arayışı işleniyor hikayede. Bükücülerin ve bükücü olmayanların birlikte yaşadığı Cumhuriyet Şehri türlü düşmanlarla dolu zaten.

Tüm bu tehlikelerle uğraşan Korra, bir de Aang’ın oğlu Tenzin’in vesayeti altında eğitime başlıyor. Tüm bu mücadele içerisinde ruhsal boyuttaki savaşı da geliyor. Yani neresinden bakarsan bak çok zorlu bir macera diyebilirim.

İstediğinizden başlayın izlemeye, inanın pişman olmayacaksınız. Bir de bakmışsınız, arkadaşlarınıza da bu aşkı ufak ufak aşılamaya başlamışsınız. Üzerine bir de izlediğiniz animelerden alıntılar yaparsanız “tamam” demektir.

Çünkü o an arkadaşlarınıza bambaşka bir boyutun kapısını açmış olacaksınız, tıpkı Duygu ve Emre’nin bana yaptığı gibi.

İyi seyirler…